www.bilgisite.com
Bilgi Güçtür

Geleceğin yöneticisi Bilişimci mi olacak ?

Öncelikle Bilişim'99 ve TBD Kurultayı ile haberleri masalarımıza sağanak gibi yağan haftalık, aylık dergilerden takip ettim. Fırtına dindikten sonra gördüğüm ; herşeyin güzel olduğu, başarılı geçtiği şeklinde. Demek ben başka bir fuara gitmişim , geçerken de toplantılara katılmışım. Belirttiğiniz üzere ilgi çeken başlıklar altında ilgisiz kişiler ve/veya konuların monologlarla aktarıldığıbir kurultay olarak yorumlamaktayım. Hatta konuşmacının gelmediği için yapılmadığı bazı toplantılar bile oldu. Son dakika çıkan sürprizler (!) sonucunda beklediğiniz toplantı yapılamadı, konuşmacısı değişti ya da yeri ve zamanı. Etkin bir üyesi olmak için çalıştığım TBD'nin bu kurultayı fuar kapsamından çıkarması ve yakından takip etmesi gerekiyor kanımca. 2000'li yıllarda bu organizasyonun gözden geçirilerek amatörce uğraşmalar sonucunda kotarılması gereken bir yük olmaktan çıkarılması ve daha profesyonel bir gözle bakılması, planlaması ve yürütülmesini düşünüyorum.

Bu girişi yapmamın sebebi, "Geleceğin Yöneticisi Bilişimci mi Olacak ?" paneli ile ilgili. 

Kurultay organizasyonu sırasında ; toplantıların belirlenmesi, katılımcıların belirlenmesi ve çağrılmasında, toplantıların yapılmasında biz ,bilgi işlem yöneticileri, amatör bir ruhla görev yaptık. Bunlardan biri de bu toplantıydı. İş ve özel yaşantımızdan fedakarlıklarda bulunarak harcadığımız zamanın karşılığını ne yazık ki alamadık. Hazırladığımız toplantıyla ilgili olarak sizin yazınız, eleştirisel olsa bile, takip edebildiğim kadarıyla basında çıkan tek yazıdır ve bence başarıdır. Çünkü öyle bir bilgi bombardımanı altında yaşıyoruz ki... Hergün gelen teknolojik haberler veren e-mesajlar, haftalık ve aylık dergileri takip etmekten zamanımız geçiyor ve sonuçta zamanımızı iyi kullanamıyoruz. Bence bilgi işlem yöneticisi, elindeki araç ve gereçlerle zamanını iyi planlayamıyorsa, nasıl yönetici olacak ?.

Konuya farklı bir açıdan yaklaşarak diyorum ki ; iki tür bilgi işlem yöneticisi var. İlki bilgi işlem departmanını yöneten ekibin başı olmakla beraber, şirketin hedeflerine varmakta, bilgi teknolojilerinin kullanılmasını sağlayan, işlere makro düzeyde bakan yöneticiler. Diğer yöneticilerde, mikro düzeyde çalışan, uzman olduğu konuda, ekibini yöneten ve projesini yürüten.

Tabii bu tanımdan yola çıkarak oluşan organizasyonun daha çok büyük şirketleri kapsayacak şekilde olacağı kesindir. Bu organizasyonlarda bile bilgi teknolojilerini ilgilendiren kararların alınması ve uygulanması sırasında bilgi işlem yöneticileri (!) arasında bile görüş ayrılıkları çıkmaktadır. Ama masaya daha hızlı vuranın kararı uygulandığı da bilinmektedir.

Ancak kapsamı bu kadar büyük olmayan şirketlerde bilgi işlem yöneticisinin durumu ne olacak ?.

Bence asıl üzerinde durulması gereken konu budur. Ülkemizde yaygın olarak küçük ve orta boy şirketlerin çok olduğu göz önüne alınırsa ve bilgi teknolojilerini kullanmak mutlak şart olduğuna göre bilgi işlem departmanı yöneticisi nasıl davranacak ?. Hem şirketin işlerine yön verecek kararların alınmasına katılacak dönüp bu kararların uygulamasında görev alacak. Bir koltukta iki karpuz misali. İşte bu durumda ortaya bir kaos çıkmakta.

Bilgi işlem yöneticisi hızla gelişen ve artık yetişilmeyen gelişmeleri takip ederken veya sonu gelmez toplantılarda zaman harcarken mutfakta neler olup bittiğini bilmemekte. Ekibin sırtlanıp götürmeye çalıştığı işlerde karşılaşılan sorunlardan uzak kalmakta ve ekibiyle arasında mesafeler oluşmaktadır. Hele ekipten biri(leri) ayrıldığında ayrıntılarını bilmediği sorunla karşı karşıya kalmaktadır. Elemanın işten ayrılması çoğunlukla yetersiz maaş, çalışma koşulları vb. nedenler kendisinden kaynaklanmadığı halde üst yönetim kendisinden kısa zamanda çözüm beklemektedir. İşte bu durumda anlık çözümlerle günü kurtarmaktadır.

Farklı olarak işin mutfağında olsa bu sefer yönetimden dolasiyle yöneticilik vasfından uzaklaşmakta ve teknisyen gibi davranılmaktadır. Ancak işler yürümekte ve taşlardan biri ayrılsa bile sorun çok daha az olmaktadır. Ayrıca işin detayları bilindiğinden sorunlara önceden çözümler bulunmakta tabi detaylar arasında boğulmazsa.

Bunları dile getirmemdeki sebep, gelecek hakkında tartışma yaparken ne yazık ki bugünkü sorunları göremiyoruz. Bu durumda olan bilgi işlem yöneticisi arkadaşımız yok mu ?.

Teknolojinin bu kadar hızla değişmesine artık bir yerde dur demek zorundayız.

Var olan yapıyı henüz tam randımanlı kullanmadan yeni teknolojilere geçmek zorunda kalmamalıyız. Donanım ve yazılım ekipmanlarımızı sonuna kadar kullanarak ancak ve ancak gereken noktalarda değişimi uygulamalıyız. Bugün masaüstlerinde kullanmak zorunda kaldığımız Pentium XXX işlemciler, büyük hard diskler ve geniş RAM bellekler hangi kullanıcımızın hangi önemli işinde tam olarak kullanılmakta.? Hatta bu bilgisayarların içindeki yazılımları, işletim sistemlerine bir göz atarsak değiştirmezsek ne kaybederiz sorusunu hiç sorduk mu ?.

Kullanıcı sayısının fazla olduğu şirketlerde masaüstlerine getirilen kısıtlamalar (policy) veya thin client uygulamalar yaygınlaşmakta olduğuna göre bundan biraz ders çıkarmalıyız. Şirketlerimizi ve özellikle üst düzey yöneticilerimizi elimizdeki kaynakları sonuna kadar kullanmak için ikna etmeliyiz. Kullanıcılardan hep sorun geliyor diye yakınırken acaba her üç-altı ayda değişen sistemleri, yazılımları biz getirmiyor muyuz ?.

Avrupa ve Amerika'da sistemlerin ömürleri en azından beş yıl olarak değerlendirilmektedir. Yurt dışında hala 486 sistemleri, yeşil ekranları kullanan şirketleri hepimiz biliyoruz da niye bizler değiştirmek için çaba sarf ediyoruz. 2000 sorununun bile yurt dışında bizden daha fazla reaksiyon getirmesinin altında bu gerçek yatmaktadır. Sistemleri ve kullandıkları yazılımlarla bugüne kadar geldiklerini unutmamaliyız.

Sonuç olarak söyleyebilirim ki, gelişen teknolojinin getirdiği rüzgar ortalığı toz dumana katmaktadır. Bu dumanın altında bizlerde önümüzü, arkamızı tam olarak görememekteyiz. Hal böyle iken sorunlar arasında boğulmakta ve çıkış noktasını bulamamaktayız. Bir kez daha düşünmeye davet ediyorum sizleri ve diyorum ki Hodri Meydan....

Aralık,1999

Kısa Kısa ...

1999 yılında BİLİŞİMCİ kelimesi daha yeni kullanır olmuştu. Aradan geçen 10 yilda neler değişti sizce ?

Bilgi işlemci değil, Bilişimci olmanın önemini kavradık mı ?

Önümüzde kat edeceğimiz daha çok yol var, aşılacak çok engel var...