![]() |
BNC ve T-Connector ile her bilgisayarı birbirine bağlamak şeklinde bir network oluşturulması
![]() |
Bu yöntemde ise bir ana hat üzerine PC'lerin bağlanmasıdır. PC kabloları ana hata bir terminatör ile bağlanır.
Bu topolojinin avantaj ve dezavantajları ;
|
Avantaj |
Dezavantaj |
|
Tek bir PC’nin arızası network’ü etkilemez |
Kablo ve connector arızası tüm PC’lerin network altında çalışmasını engeller.
|
|
Kablo bağlantıları kolaydır |
Kablo mesafesi sınırlıdır. Fazla sayıda PC bağlantılarına imkan tanımaz. |
|
Kablo ve connectorler ucuzdur. |
Network kablo hatalarının engellenmesi zordur ve Performans yüksek değildir. |
Bu yöntemde, her bilgisayar ortak bir cihaz üzerinde (ki buna HUB denir) toplanır. Ayrıca bu HUB'dan bir başka HUB'a bağlanarak farklı yerlerdeki bilgisayarlar bir network altında toplanmış olur. İlk HUB'a "Active Hub" diğerlerine "Passive Hub" denir. Günümüzde yaygın olarak bu topoloji kullanılmaktadır. Çünkü burada her bir bağlantının diğer bağlantıyı etkilememesidir. Bir bilgisayarda meydana gelen kablo veya kart arızası, diğer bağlantıları etkilememektedir. Böylece hatayı bulma, giderme ve diğerlerinin sorundan etkilenmemesi çalışma zamanlarını düşürmemektedir. Bilgi işlem merkezi yöneticileri bu topolojide yönetim ve denetim daha rahat kontrol altına almaktadırlar.
![]() |
|
Avantajlar |
Dezavantajlar |
|
Yeni bir PC’nin eklenmesi kolaydır. |
Aktif HUB veya Pasif HUB arızasında network’ün çalışması engellenmiş olur. |
|
Network yönetimi ve izlenmesine imkan tanır. |
HUB(lar) arası kablo arızası çalışmayı engeller |
Bu sistemde çalışan bilgisayarlarda bilgi alışverişi birinden diğerine şeklindedir. Bilgisayarlar MAU ile bağlanrılar.
![]() |
|
Avantajlar |
Dezavantajlar |
|
Kablo arızası az sayıda kullanıcıyı etkiler |
Kablo, kart ve bağlantı maliyetlidir. |
|
Her PC eşit erişim hakkına sahiptir |
|
|
Network genişledikçe performans azalır. |
|

Coaxiel kablolar ikiye ayrılır : 
Bu kablolar, BNC Connector ve BNC T Connector ile bilgisayarlara bağlanırlar.

Kablo seçimindeki kriterler tablosu.
|
Kriterler |
Thinnet coaxial (10Base2) |
Thicknet coaxial (10Base5) |
Twisted-pair (10BaseT) |
Fiber-optic |
|
Kablolama Maliyeti |
Twisted-pair’e göre daha fazla |
Thinnet’e göre daha fazla |
Daha az masraflı |
Pahalı |
|
Max.Kablo uzunluğu |
185 m. |
500 m. |
100 m. |
2 km. |
|
Transfer hızı |
10 Mbps |
10 Mbps |
10 – 100 Mbps |
100 Mbps – 1 GB |
|
Esneklik |
Oldukça esnek |
Esneklik az |
Fazlasıyla esnek |
Çok esnek |
|
Kurulum kolaylığı |
Kolay kurulur |
Kolay kurulur |
Çok kolay kurulur |
Kolay kurulum |
|
Parazit duyarlığı |
Paraziti iyi resistan eder |
Paraziti iyi resistan eder |
Parazite karşı duyarlıdır |
Parazite karşı duyarlı değildir. |
|
Özellikleri |
Twisted-pair’e göre elektronik destek elemanları daha azpahalıdır. |
Twisted-pair’e göre elektronik destek elemanları daha azpahalıdır. |
Telefon kabloları gibi bina inşaatı öncesi çekilmelidir. |
Ses, veri ve vido görüntülerini destekler |
|
Kullanım tercihler |
Orta ve büyük ölçekli şirketlerde yüksek gizlilik istenen yerlerde |
|
UTP-küçük sitelerde STP-Token-Ring ile her ölçek şirkette |
Yüksek data hızı gereksinimi ve güvenliği olan her yerde |
Ethernet, 1970 yılının sonlarına doğru ilk olarak Xerox Araştırma Merkezinde Robert Metcalfe ve David Boggs tarafından yaratılan ve kamuoyuna yerel bilgisayar ağları için dağıtık paket anahtarlama olarak açıklanan dünyanın en popüler ağ sistemlerindne biridir.
Günümüzde 100 milyonu aşkın bilgisayar arasında kullanılan Ethernet’in ilk sürümü, 1980 yılında Digital, Intel ve Xerox’un oluşturduğu DIX (Dec, Intel, Xerox) konsorsiyumu tarafından biçimlendirdi. Aynı tarihte IEEE (Institute of Electrical and Electronic Engineers) ilk Ethernet standartını (802) ve sonraki yıllarda 802.3 standartı belirlendi.
802.3 standartı bilgilerin aktarılmasında CSMA/CD (Carier Sense Multiple Access With Collision Detection) mekanizmasını kullanmaktadır. Çalışma şekli kısaca şu şekildedir ;
CS (Carier Sense) konuşmadan önce dinleme anlamına gelmektedir. Bilgisayar ağa bilgi göndermeden önce ağ üzerinde taşınan paketleri dinler. Aktarılan paket varsa, bekler ve taşıma sona erince ağa bilgiyi göndermeye başlar.
MA (Multiple Access) birden fazla istasyonun Ethernet omurgasına bağlanabilmesini ve hepsinin erişim hakkına sahip olması anlamına gelmekte. Ağdaki bütün istasyonlar birbirleriyle bant genişliği ve ağ kullanımı zamanı konusunda ortak bir mücade içindedirler.
CD (Collision Detection) herhangi bir çarpışma olduğunda bunu tespit eder. Çarpışmadan kasıt, iki istasyonun aynı anda ağa bilgi göndermesi durumunda ortaya çıkar. Bu durumda, Ethernet kartı çarpışma sinyalini alır ve aktarım kesilir. Geri gönderme zamanı ile tekrar bilgilerin gönderilmesine başlanır.
İlk kablolama yapısı 10base5 ti ve maximum kablo uzunluğu 500 m. ile sınırlıydı. Daha sonra Thin Ethernet (10base2) kullanılmaya başlandı. İki istasyon arasındaki mesafe 185 m. den fazla olamazdı. Artık günümüzde 10BaseT yıldız topolojisi kullanılmaktadır.
Uygulamaların gelişmesiyle birlikte daha fazla bantgenişliğine ihtiyaç duyulmaya başlandı. 1993 yılında üreticilerin geliştirdikleri teknoloji ile 10BaseT’yi ileri götürerek 100 Mbps (MegaBitperSecond) hızına çıkardılar ve adına 100 BaseT adını verdiler. Bunda da CSMA/CD aktarım kontrolü kullanılmaktaydı. Ağ üzerindeki aktif cihazların değiştirilmesi ile kolaylıkla bu teknolojiye geçmek mümkündür. Ancak burada da mesafe kısıtlaması vardır ve 250 m. yi geçen yerlerde veri kaybı olmaktadır. Ethernet’te, paketin gönderildiği yere eksiksiz vardığını tespit etmek için dinlenmesi gerekmektedir. Bu mesafe aşılırsa, ağdaki çarpışmalar dinlenmiyor ve paketler düşebilmektedir. Bunu gidermek için araya fiber optik kablolar (yarı çift yönlü olduğunda 450 m., tam çift yönlü olarak 2 km.) döşenmesi gerekmektedir.
Son olarak geliştirilen teknoloji ile Gigabit Ethernet’ten söz edilmektedir. Ethernet’ten 100 kat daha hızlıdır ve saniyede 1000 Mbps’lik bir aktarım hızına sahiptir. Bu teknoloji fiber optik kablolar üzerinden Full Duplex (Çift yönlü) ve Half Duplex (Tek yönlü) aktarımları desteklemektedir. Şirketlerin bu teknolojiye geçmeleri için ağ üzerindeki tüm kablolama ve aktif cihazları değiştirmeleri gerektirmektedir. Bu da pahalı olmakta ve beraberinde sorunlar getirmektedir. Şu anda kampüs içinde Fast Ethernet networkleri birbirlerine bağlamakta kullanılmaktadır.

ISA (Industry Standart Architecture)
1984 yılında IBM PC, XT ve AT bilgisayarlarında kullanılan eski tip karttır. 8-bit veya 16-bit slotlarına takılır. 8-bitlik kartlar 16-bitlik slotlara takılır ancak tersi mümkün değildir.
EISA (Extended Industry Standart Architecture)
1988 yılında Compaq, HP, NEC, gibi firmaların bulunduğu 9 şirketin katıldığı konsorsiyumun geliştirdiği bir yapıdır. Temelde ISA yapısına göre hareket eder ancak 32-bit data üzerinde çalışır.
Micro Channel Architecture (MCA)
IBM'in 1998 yılında PS/'2 bilgisayarlarında kullanılmak üzere geliştirmiş olduğu karttır. MCA kartlar, fiziksel ve elektriksel olarak ISA'dan farklıdır. Aynı anda hem 16-bit hem de 32-bit bus yapısı ile çalışır.
PCI (Peripheral component interconnect)
32-bitlik local-bus kartlar olup, Pentium ve Apple Power Macintosh bilgisayarlarında kullanılmaktadır. En önemli özelliği Windows 9x işletim sistemlerinde Plug and Play ile sisteme kolayca tanıtılması ve konfigüre edilmesidir.
Network kartlarının içinde her üreticiye IEEE (Institute of Electrical and Electronics Engineers, Inc.) tarafından verilmiş olan "Network address" bilgisi bulunmaktadır. Kart ve kablolarının, network sistemlerinde ki çalışma şekli şu şekildedir ;
Bilgisayar ve network kart, bilgiyi, network kablosu üzerinden iletirler. Bilgisayarda üretilen bilgi, 8, 16 veya 32 bitlik veri yolları aracılığıyla, kart üzerinden networke gönderilir. Bilgisayar DMA (Direct Memory Access) hafızasında network kartlarının çalışması bir yer ayırır.
Network kartı, bilgisayar üzerinden gelen bilgiyi networke göndermeden önce birtakım elektronic dialoglarla network sisteminden bilgi alışverişinde bulunur. Bunlar ;
· Gönderilecek data gruplarının maximum boyutu
· Onaylama işleminden önce gönderilecek olan datanın miktarı
· Data yığınlarının gönderilme zaman aralığı
· Onaylama bilgisinin alınması için bekleme süresi
· Bilgi taşması (overflow) durumunda her kardın ne kadar datayı tutucağı,
· Bilgi alışverişinin hızı
Network sisteminde yer alan her kart yukarıdaki bu dialogları yaparak bilgiyi gönderme işlemi yaparlar. Networkte bulunan kartların özelliklerine göre (yavaş veya hızlı) bu işlemlerin yapılmasında öncelik sahibi olabilirler.
(network kurulmasında seçim yapılacak kriterler)
Kurulacak network sistemi içinde çeşitli tipte kablolama kullanılması mümkündür. Network sisteminin kurulacağı yapıya bağlı olarak tek bir kablo kullanılabileceği gibi hepsi veya birkaçı birlikte kullanılabilir. Günümüzde yaygın olarak “Yapısal Kablolama Sistemi” kullanılmaktadır. Bu sistem planlanırken ;
· Performans ve Bant genişliği
· Glecekte Ağ üzerinde çalıştırılacak uygulamalar,
· Sisteme biçilen ömüre göre yaklaşık masraflar,
· Ürün özellikleri,
· Destek ve servis konularına
Dikkat edilmelidir. Bir şirket içinde çalışanların ortalama %18’I her yıl bina içinde yer değiştirmektedir. Bu nedenle kablolalama yapılırken mümkün olan her yere hat çekilmelidir. Ağ yatırımlarının yalnıca %2’sini kablolama sistemlerinin oluşturulmasına rağmen, kablolama, ağ problemlerinin %50’sini oluşturmaktadır.
Günümüzde en yaygın olarak kullanılan kablolama tipi Cat 5 UTP (Unshielded Twisted-Pair)dir. Bu kablolama sistemi ile network ortamında hem 10 Mbit hem de 100 Mbit çalışılması mümkündür. Burada önemli olan 10 Mbit bir networkte herkes bu 10Mbit hızı paylaşır aynı şekilde 100 Mbit olan bir sistemde tüm PC’ler bu hızı paylaşırlar. Yanlış anlaşılmaya engel olmak için 100 Mbit çalışan bir sistemde tüm PC’ler 100 Mbit hızında çalışmazlar. Buna dikkat edilmesi gereklidir.
Uzak mesafeli yerlerin bağlanmasında, bina içinde bir ana hat kurulması durumlarında, dış ortama dayanıklı ve mesafe problemi olmayan, üzerinden çok farklı bilgiyi süratli olarak geçirebilecek fiber optik kablolar kullanılmakatdır.
Fiber optic kablo çekilemeyecek veya çok pahalı olan yerlerin bağlanmasında "wireless" telsiz network kurulması düşünülmelidir.
Network sistemlerinin temel bileşenleri ; verici, alıcı, iletişim ortamı ve aktarılacak bilgiler şeklinde özetlenebilir.
İletişim ortamında, network kablolaması önemlidir. Özellikle kurumsal boyutta kurulacak olan networklerde yapısal kablolama yapılması gerekmektedir. Öncelikle kullanılacak kablo türünün seçimi önem teşkil etmektedir. Dikkat edilmesi gereken diğer unsurlar ;
İletişimin hızı,
Uzaklıklar,
Bütçe ve kurulum giderleri,
Kurulum sonrası bakım kolaylıkları ve getireceği maliyetler,
Alt yapının çevre şartlarına olan direnci
Kurumsal yapıdaki network kablolamada kısaca “yapısal kablolama” olarak adlandırılır, tüm kabloların tek bir yerden çıkarak (mümkün değilse gruplanarak dağıtım noktalarından) , mevcut ve olabilecek tüm yerlerdeki duvar prizlerine kadar getirilmesi şeklinde bir yapısı vardır. Çıkış noktalarında “patch panel” denilen cihazlarda toplanması ve buradanda da HUB/SWITCH/ROUTER gibi diğer network elemanlarına bağlanmalıdır. Bu network elemanları “kabin” içinde toplanarak bir bütünlüğün sağlanmasına çalışılmalıdır.
Network kablolamasında CAT5 türündeki UTP olarak adlandırılan kablo türü kullanılırsa getireceği avantajlar ve dezavantajlar şu şekilde açıklanabilir ;
Avantajlar ;
Bağlantı ilavelerinde kolaylık,
Hattı rahat analiz etme imkanı,
Kurulum kolaylığı ve getirdiği ucuz maliyet
Dezavantajlar ;
Sınırlı band genişliği,
Uzak mesafeleri desteklememe,
Gürültüden çabuk etkilenme,
Kabloların güvenliğinin sağlanamaması,
Yapısal kablolamada özellikle omurganın oluşturulmasında ve/veya gruplandırılmış dağıtım merkezlerinin oluşturulmasında Fiber Optik kablolar kullanılmaktadır. Avantaj ve dezavantajları ;
Avantajlar ;
Sınırsız band genişliği,
Uzak mesafelerde çalışma imkanı,
Gürültüden etkilenmeme,
Dezavantajlar ;
Kurulumun zor olması nedeniyle yüksek maliyetler,
Sonladırma esnasında konnektörlerde yaşanabilecek sorunlar,
Dağıtım noktasından dağıtılacak kabloların cihazlara olan uzaklıklarıda önemlidir. Ethernet ve Fast Ethernet kablolamasında kullanılan CAT5 kablolarda max. mesafe 100 m.dir. Ancak repeater ve diğer benzer cihazlarla bu mesafe sorunun aşılabileceği unutulmamalıdır. 100 mhz bir hız için kabloların empadansının 100 Ohm olduğundan emin olunmalıdır.
Omurgayı oluşturmada tercih edilen Fiber Optik kablolarda mesafe sınırları ; Single-Mode 10-20 km., Multi-Mode 2 km. şeklindedir.
Yapısal kablolama sırasında ve kullanılan cihazlarda dikkat edilmesi gereken noktalar :
Dağıtım noktalarında mümkün olduğunca bütün cihazların kabin içinde toplanılmasına dikkat edilmelidir. Böylece kompakt bir çalışma alanında daha kolay hareket
edilebilecektir.
Kabin içersinde 4 çiftten oluşan kabloların en fazla 24 tanesi bir araya toplanarak bağlanmalıdır.
Kabin içersindeki yatay hareketlerde her 48 adet patch kablosu (patch panel ile network cihazları arasındaki kısa kablolar) 1 adet 2 U yüksekliğinde ki “organiser”
içersinde toplanmalıdır.
Kablolama esnasında kablolar bir kanal içinde geçirilmeli ve her 30 cm’de bir bağlanmalıdır. Bu işlem esnasında 4 çiftten oluşan kablolardan en fazla 48 adedi biraraya
toplanmalıdır. Kabloların darbelere karşı koruma altına alınmalı özellikle köşe dönme yerlerinde kırılmamalarına dikkat edilmelidir.
Bakır kablolarda max. eğim kablo yarıçapının 4 katından az olmamalıdır.
Veri ve güç kabloları aynı kanal içinden geçirilmemelidir. Aralarında 10 cm lik bir mesafenin olmasına özen gösterilmelidir.
Fiber optik kablolar florasan ışık kaynaklarından en az 15 cm. Uzaklıkta olmalıdır.
Sonladırma esnasında kablonun 2.5 cm. Fazla soyulmamasına dikkat edilmelidir.
RJ45 tipi konnektör kullanıldığında konnektör ile kablo arasında boşluk olmamalı ve kablo uçları konnektörün ucuna dayanmış olmalıdır.
Kabin içindeki elektrikli cihazlar, kabindeki elektrik panosundan güç almalı ve buradaki prizler topraklı olmalıdır. Kabinin topraklaması binanın genel topraklamasına
bağlanmalıdır.
Dağıtım noktalarında özellikle güçlü UPS’lerin bulunmamasına dikkat edilmelidir.
Kablolamanın analizi, bakımı ve arıza giderilmesi için ; patch panel, duvar prizi ve HUB’lara gelen kısımlarında mutlaka etiketleme yapılmalıdır. Bu etiketlerin sağlam, yazıların silinmeyecek şekilde olmalıdır. Ayrıca bunların toplandığı yazılı bir tablonun dağıtım noktalarında asılı olmalıdır.
Bilgi işlem teknolojisinin geldiği bu noktada artık tek bir network kartı seçilmektedir : PCI.
Pentiıum bilgisayarları ve bunlar üzerinde çalışan Windows 95 yaygın olarak kullanılması sonucunda 10/100 Mbit çalışan Plug and play özelliği olan network kartları kullanılmalıdır.
Şirketlerin yapısı, kullanılacak bilgisayar ve yazıcıların sayısı, sistemde çalışacak programlar vb. Saptamalara göre network sistemi belirlenir.
Eğer iki bilgisayar mevcut ise network kartı ve 10 Mbit UTP veya Coaxiel kablo ile birbirine
bağlanrak (bir HUB kullanmaksızın) bir network oluşturulabilir. Bu en basit network oluşturulmasıdır.
Eğer 1 ila 5 bilgisayar var ise ve bunlar kişisel programlar kullanılıyor veya bir paketi
paylaşarak çalıştırıyorlarsa WINDOWS 95 NETWORK kurulması daha uygundur. Kuruluş maliyetinin azlığı, bakım ve yönetimin daha düşük olması nedeniyle tercih edilmektedir. Bu sistemde, bilgisayarlar UTP kablo sistemi ile bir HUB’a
bağlanırlar.
Bu şekildeki bir network yapısında her bilgisayar diğer bilgisayar ve bağlı yazıcı veya modemi kullanarak bir network oluştururlar. Bu sistemde kullanılacak kartlar ve HUB 10 Mbit olması kuruluş maliyetini azalatır. Ancak eğer şirketin büyümesi gelecekte olası ise kart ve HUB’ın 10/100 Mbit olması tercih edilmelidir.
Eğer 5’den fazla bilgisayar bulunuyorsa, bir paket program yoğun olarak kullanılıyorsa, sisteme dışardan erişim yapılmak isteniyorsa, şirket içi hızlı ve yoğun bir elektronik posta hizmeti kullanılacaksa, MICROSOFT NT NETWORK sisteminin kurulması daha uygundur.
Bu şekildeki network sisteminde, bir ana makina – ki buna server denilir- ve buna bağlı olarak çalışan PC ve yazıcılar dan oluşur. Aynı şekilde burada bir veya daha fazla HUB’larla bilgisayarlar UTP kablo sistemi ile bağlantıları yapılır. Server üzerinde NT işletim sistemi kuruludur. Bilgisayarlar bağımsız olarak çalışabildikleri gibi, NT’ye bağlanarak makina üzerindeki kaynakları kullanabilirler.
Özellikle Windows 95 çalışan iki bilgisayarın getirilen yeni bir teknik ile özel bir kablo aracılığıyla paralel veya seri port üzerinden birbirlerine bağlanması mümkündür. Buna “Direct Cable Connection” denir. Bu şekil bağlantıda bir nevi network şeklidir. Bu teknik ne için geliştirilmiştir : Günümüzde yaygın olarak notebook’lar kullanılmaktadır. Bunlara data, program aktarılması veya alınması herhangi bir network olmaksızın çok zordur Bunun için Windows 95 ile gelen “Direct cable connection” programı ile bir bilgisayar “Host” diğeri “Client” olmak üzere seri veya paralel port üzerinden bağlanarak transferler yapabilirler.
Bu işlemin yapılabilmesi için “Host” ve “Client” PC’ler üzerinde IPX/SPX veya NetBUIE protokollerinden biri yüklü olmalıdır. Bilgisayarlar (Host veya Client) aynı zamanda bir network’e dahil oluyorsa yalnızca NetBEUI protokolünün kullanılması yetmez. Bu protokol her bilgisayar için tek bir isime gerek duyar. Network kartı üzerinden aynı isimle networke bağlanılmaz. Bu nedenle ilave olarak IPX/SPX protokolünün yüklenmesi gerekir. IPX/SPX protokolü network ID tanımlamasına eğer çakışma olursa gerek duyar.
TCP/IP protokolü bu bağlantıda çalışmaz.
PC üzerinde (Host veya Client) Dial-Up Networking kurulu ise Direct Cable Connection çalışmaz. Bu iki program “pppmac.vxd” adlı programı kullandıkları için çakışma olacaktır. Bu iki program çalışması gerekiyorsa mutlak biri açıkken diğeri kapalı olmalıdır.
Konuda bahse geçen seri veya paralel kablonun yapılış şeması aşağıya çıkarılmıştır.
Not : Buradaki yazıda özellikle İngilizce kullanılmıştır. Haberleşme konusunda yaygın olarak İngilizce terim ve kısıtlamalar kullanılmaktadır. Ne yazık ki Türkçe’ye göre İngilizce yazılması daha kolay anlaşılmaktadır.
Pin Connections for a Serial Cable
------------------------------------
9-pin 25-pin 25-pin 9-pin Description
----------------------------------------------------------------------
pin 5 pin 7 <------> pin 7 pin 5 Ground-Ground
pin 3 pin 2 <------> pin 3 pin 2 Xmit-Rcv
pin 7 pin 4 <------> pin 5 pin 8 RTS-CTS
pin 1 and 6 pin 6 <------> pin 20 pin 4 DSR-DTR
pin 2 pin 3 <------> pin 2 pin 3 Xmit-Rcv
pin 8 pin 5 <------> pin 4 pin 7 CTS-RTS
pin 4 pin 20 <------> pin 6 pin 1 and 6 DTR-DSR
The Ground (GRD) line is the reference signal ground for all other lines.
The Transmit Data (TD) line is used for sending data.
The Receive Data (RD) line is used for receiving data.
The RTS (Request To Send) line is used by the data terminal equipment (DTE)
to indicate that it is ready to send data.
The CTS (Clear To Send) line is used by the data communications equipment
(DCE) to indicate that it is ready to receive data.
The DSR (Data Set Ready) line is used by the DCE to indicate that it is
ready to communicate.
The DTR (Data Terminal Ready) line is used by the DTE to indicate that the
DCE should initiate communication.
Pin Connections for a Parallel Cable
------------------------------------
25-pin 25-pin Description
------ --------------------
pin 2 <------> pin 15 N/A
pin 3 <------> pin 13 N/A
pin 4 <------> pin 12 N/A
pin 5 <------> pin 10 N/A
pin 6 <------> pin 11 N/A
pin 15 <------> pin 2 N/A
pin 13 <------> pin 3 N/A
pin 12 <------> pin 4 N/A
pin 10 <------> pin 5 N/A
pin 11 <------> pin 6 N/A
pin 25 <------> pin 25 Ground-Ground
Network sistem kuruluşunda ; kablolama, network kartları seçildikten sonra bunların birbirleriyle bağlantısı sağlanmalıdır. Orta ve büyük işletmelerde, bir sistem odası bulunmalıdır. Bu odadan, bilgisayar kullanılacak yerlere kadar CAT5 kablolar çekilmeli ve duvar prizlerine bağlanmalıdır. Bütün çekilen kablolar, PATCH PANEL denilen cihazda toplanmalı ve buradan HUB’lara dağıtılmalıdır. HUB seçiminde 10/100 Mbit çalışanları seçilmelidir. HUB’lar 4, 8 ve 12 portlu olanları vardır. PC sayısı fazla olan yerlerde birden fazla HUB kullanılacağından bunların birbirine bağlanmasında (STACK) mevcut portlar kullanılabileceği gibi HUB’ların arkasında STACK çıkışları olanlarda STACK KABLO ile birbirine bağlantı sağlanabilir. Ayrıca network sisteminde SWITCH HUB’ların kullanılması da mümkündür. 100 Mbit çalışan network sisteminde bu SWITCH HUB’lar kullanılarak bağlanan PC’ler gerçek 10 Mbit hızında çalışırlar. Yani dedicated hat sağlanarak daha hızlı erişim sağlanmış olur. Özellikle network üzerinde bir uygulamayı hızlı olarak çalıştırılması istenilen durumlarda tercih edilir. Örnek olarak ses, video şeklinde yoğun data trafiği olacak sistemlerde bu şekilde HUB’lar kullanılarak bunları kullanacak PC’leri bu HUB’lara bağlamak gerekir.
İşletmenin yerleşimine bağlı olarak değişik yerlerde birden fazla PATCH PANEL ve HUB’lar kullanılır. Bunların birbirine bağlanmasında eğer uzaklık uygunsa FIBER OPTIC kablo kullanılır. Bu gibi durumlarda Fiber optic kablonun bağlanacağı uygun HUB’ların seçilmesi gerekmektedir. Bu tür sistemlere LAN-to-LAN denir.
Eğer uzak mesafeli iki veya daha fazla network sistemi birbirine bağlanacaksa – ki buna WAN- denir o zaman LeaseLine veya Frame Relay hatlar ve uygun hızdaki modemler kullanılacaktır. Bu sistemin kontrolü ise her iki tarafta da bir ROUTER kullanılarak yapılır. Bu konu hakkında daha detaylı bilgi ileriki sayfalarda verilecektir.
Network boyutu büyüdükçe özellikle bilgi işlem yöneticileri tarafından network izlenmesi ve hataları kolayca tespit edilmesi açısından networkte kullanılacak HUB, ROUTER gibi cihazların SMTP (Simple Management Network Protocol) olması tercih edilir. Maliyetleri arttırmakla beraber ileride network trafiğinin izlenmesi, aşırı yüklerin kolayca bulunması, arızaların kısa sürede tespiti gibi konularda kesintisiz çalışma ortamı yaratılmasında büyük katkıları olur. Tabii bu tür cihazları kontrol edecek yazılımların kullanılması (HP Open View vb.) gerekli olduğu unutulmamalıdır.
Network’ün fiziksel olarak kuruluşundan sonra bu network üzerinde bilgisayarların, yazıcıların ve paylaşıma açık kaynakların nasıl haberleşeceği ve bilgilerin nasıl alınıp verileceğini belli olması gerekir. İşte, bilgisayar, network kart ve network kabloları arasında gönderilecek bilginin nasıl taşınacağını, bilgi alışverişinin hangi kurallar çerçevesinde olacağını belirleyen tanıma PROTOKOL denir. Tüm bilgisayarlarda var olan protokoller ; IPX/SPX, NetBUIE, TCP/IP, DLC ve diğerler şeklindedir. Bu protokolleri tanımak istersek ;
Novell Network sistemleri için geliştirilmiş olan bu protokolün açılımı Internetwork Packet eXchange/Sequential Packet eXchange şeklindedir. Bu paket özet olarak ;
Her Novell Netvare network sisteminde bilgisayarların tanınmasını,
Microsoft network ve Novell Network sistemlerinin ortak bir yapıda kullanılmasını sağlar. Basit yapıda bir protokol niteliğindedir.
Açılımı NetBIOS Extended User Interface olan bu protokol IBM tarafından 1985 yılında piyasaya sürüldü. Ufak çaplı networklerde hızlı bir protokoldür. Hafızada az yer kaplar, konfigüre edilmesi gerekmez ve network sistemlerinde yer alan bilgisayarların isimlerinin çözülmesi amacıyla kullanılmaktadır.
En son geliştirilen ve artık günümüzde heryerde kullanılması gerekli olan bu protokolün açılımı Transmission ontrol Protocol / Internet Protocol şeklindedir.
Internet erişiminde ve Pont to Point Protocol (PPP) kullanılarak asenkron bağlantılarında kullanılır.
Bir network sisteminde yer alan Microsoft harici networklere (Internet, Apple Sistemlerine, IBM Mainframe, UNIX sistemlerine,
Windows NT sisteminde kullanılan Dynamic Host Configuratio Protokol (DHCP) Server uygulamasını otomatik olarak destekler,
IP adres üzerinden NetBIOS bilgisayar ismi çözünürlülüğünü kullanan Windows NT sistemindeki Windows Internet Naming Service (WINS) server hizmetini otomatik olarak destekler,
Windows Sockets 1.1 arayüzü ile bir çok cilen-server uygulamasını bir çok server üzerinden çalıştırılmasını destekler,
Günüzmüde NetBIOS üzerinden TCP/IP desteğini veren NetBIOS arayüzünü destekler,
TCP/IP , Transmission Control Protocol / Internet Protocol kelimelerin baş harflerinden oluşan bu günümüzün en önemli protokolü hem networklerin hem de Internet’in vazgeçilmez bir parçasıdır. TCP/IP’nin doğuşu ve gelişimi ile Internet arasında paralellik vardır.
1957 yılında Sovyetler Birliği Sputnik’I uzaya gönderdiğinde, o zamanların ABD başkanı Eisenhower, Amerika’nın çalışmalarının Sovyetler’I yakalama ve geçme talimatını verdi. Böylece ARPA (Advanced Research Projects Agency – Gelişmiş Araştırma Proje Ajansı) kuruldu. Ajansın amacı uzun dönemde Amerikan hükümetlerine araştırma ve geliştirme projeleri yapmaktı. Projelerin sayısı arttıkça, katılan araştırmacıların sayısıda arttı ve kaynakların paylaşımı, kullanılması sorun olmaya başladı. Sonuçta bu projede yer alan araştırma kurumları arasında kullanılacak olan bir network, ARPANET kuruldu. Başlangıçta bu network paket anahtarlamalı (packet switching) ağ standartı X.25’in öncüsü olan bir teknoloji kullanılmaktaydı. Bu teknolojide kullanılan dosya paylaşımı, terminal erişimi ve mesaj alışverişi gibi basit işlemler yapılmaktaydı. Günümüzün FTP, TELNET ve SMTP bu şekilde doğdu.
70’li yıllarda gelişen ağ teknolojileri ile Ethernet kullanılmaya başlayınca ARPA’da bunun üzerinde kullanılacak bir teknolojiyi geliştirmeye başladı. TCP/IP olarak geliştirilenteknoloji ile hem Ethernet hem de X.25 üzerinde bu protokol kullanılmaktaydı. 1980 yılına gelindiğinde artık ARPA bunu bir standart olarak kabul etmiş ve ARPANET’I kullanan tüm host’lar üzerinde TCP/IP kullanılmasını zorunlu kılmıştı. Hatta ARPANET’e mal satan tüm üreticilerin TCP/IP’yi desteklemeleride şart koşulmuştur.
80’li yılların ortalarında Başka Reagan döneminde ARPA’yı DARPA (Defansif Advanced Research Projects Agency -Savunma Gelişmiş Araştırma Proje Ajansı) olarak değiştirdi. Artık askeri temelli bir ajans kimliğine bürünmüş ve askerlerle sivillerin aynı networkü kullanılması rahatsızlık vermeye başlamıştı. Sivilleri bu networkten ayrılarak kurdukları network’e MILNET ismini verdiler. Akademik araştırmalar içinde NFSnet kuruldu.
80’lerin sonunda ayrı ayrı networklerin birleştirilmesinden de bizim bildiğimiz INTERNET kurulmuş oldu. O zamanlarda UNIX serverlarında kullanılan bu protokol artık günümüzün tüm bilgisayarlarında kullanılmaktadır.
TCP/IP protokolü çalışan bir network üzerindeki bilgisayarın ağa bağlanması için üç bileşen gereklidir. Bunlar ; “Bilgisayar Adı”, “IP Adresi” ve “MAC parametresi”
Bilgisayar adı, genellikle onu kullanan kişiyi veya bölümü tanıtan karakterlerden oluşan bir isimdir. Anlaşılabilir olması ve tanıtıcı olması gerekir. (Türkçe karakterlerin kullanılmaması da tavsiye edilir.)
IP adresi, her bir bilgisayar için tek olan bir numaradır.
MAC Parametresi, bilgisayar ile ağ bağlantısını sağlayan cihaza üretici tarafından verilmişsabit sayıdır. Bu sayı 16 tabanlı sayı sistemini oluşturan karakterlerden meydana gelmiştir.
IP Adresini biraz açmak gerekirse, her biri 0-255 arasında değerler alan ve “.” ile ayrılan 4 bölümden oluşmaktadır. Her bir bölüme oktet adı verilir. (102.134.94.33 gibi) Aslında iki tabanlı sayı sistemine (0 ve 1) göre oluşmuş olan bu adres, bilgisayar ve işlemcilerin çalışma mantığına uygun olmak zorundadırlar. Yani IP adresinin her bir bölümü en fazla 1 Byte’lik adresleme kapasitesine sahiptir.
IP adresinin ilk iki bölümü network ID olarak, son iki bölümü host ID olarak kullanılır.
Network ID (ağ adres bilgisi), geniş networklerde birden fazla sunucu olan yerlerde ayrıştırmayı sağlamakta kullanılır.
Host ID (sunucu adres bilgisi), bir sunucuya bağlanan bilgisayar ve diğer cihazları ayırmak için kullanılır.
IP adresleri için A, B, C, D ve E olmak üzere beş değişik sınıf kullanılmaktadır. İlk oktet’in aldığı değere bakarak hangi sınıfta olduğu anlaşılabilir. Herbir sınıfta ağ adres bilgisi değişik oktetlerde belirlenmektedir.
Sınıf Değer Network ID Host ID Network Host
Sayısı Sayısı
A 0-126 w x.y.z 126 16,777,214
B 128-191 w.x y.z 16,384 65,534
C 192-223 w.x.y z 2,097,151 254
127 no.lu adres rezerv edilmiş ve test çalışmalarında kullanılmaktadır.
224 ve üzeri adreslerde özel protokol için ayrılmıştır.
TCP/IP standartı aslında, RFC (Request for Comments) olarak bilinen yayınlaşmış dosyalar serisinin bir parçasıdır. Internet’in iç çalışma şeklini tanımlar. TCP/IP genellikle yaınlanmış RFC standartlarını desteklemekle birlikte hepsini de desteklemez.
TCP/IP bir komite tarafından geliştirilmemişle birlikte üzerinden genel bir konsesus sağlanmıştır. RFC hakkında daha fizli bilgi almak için http://www.rfc-editor.org/rfc.html adresine bakınız.
TCP/IP dört katmandan oluşmaktadır : Network Interface, Internet, Transport ve Application.
Network Interface Layer : Network Access Layer olarak da bilinen bu katman, kısaca, network ortamlarında TCP/IP paketlerinin gönderilmesi ve alınmasını sağlar. Bu yolla, farklı network tiplerinde (LAN ortamlarında Ethernet, Token Ring, WAN ortamlarında X.25, Frame Relay veya yeni gelişen Asynchronus Transfer Mode –ATM-) TCP/IP’nin kullanılması sağlanır.
Internet Layer : Bu katman, adreslerin, paketlerin ve routing işlemlerine tepki verilmesini sağlar. Bu atmanı oluşturan temel alt protokoller : IP, ARP, ICMP ve IGMP. Burada kısa özet olarak ne için kullanıldığını açıklanacaktır. İleriki bölümlerde ayrıntılı olarak anlatılacaktır.
Internet protokolü (IP); TCP/IP paketlerinin doğru makinalara gitmesi için “en fazla çaba” gösteren parçadır.
Address Resulation protocol (ARP); network üzerindeki ethernet kartların NIC adreslerini almak için bu protokol kullanılır.
Internet Control Message Protocol (ICMP); IP paketlerinin yerine ulşamasında çıkan hataları, karşılaştırma fonksiyonlarını içerir.
Internet Group Management Protocol (IGMP); IP alt grouplarının yönetilmesi işimi üstlenmiştir.
Transport Layer : Host’tan Host’a taşınan paketlerin Application katmanı tarafından kullanılmasını sağlar. Bu protokolün iki alt katmanı vardır, TCP ve UDP
Transmit Connection Protocol (TCP) ; Paketin hedef makinaya doğru bir biçimde gitmesini sağlar.
User Datagram Protocol (UDP) ; Bir makinaya gönderilen paketin tüm networke gönderilmiş şeklidir.
Application Layer : Gönderilen paketler üzerinde çalışan uygulamaların kontrol edildiği katmandır. Bilinen en önemli uygulamalar ;
HyperText Transfer Protocol (HTTP) ile WEB sayfalarına erişim,
File Transfer Protocol (FTP) ile dosya transferi işlemleri,
Simple Mail Transfer Protocol (SMTP) ile mesaj gönderme ve alma işlemleri,
Terminal Emulation (TELNET) ile network sunucularına uzaktan erişim ve networke giriş işlemleri,
Ayrıca bu katman sayesinde ilave işlemlerin de yapılması sağlanmaktadır. Bunlar,
Domain Name Service (DNS) ile Domain ismi verilmiş sunucuların IP numaralarının çözülmesi,
Routing Information Protocol (RIP) ile router’lar arası iletişimin sağlanarak bir IP network oluşturulması,
SMTP ile bir ekrandan networkte yer alan router, bridge, akıllı Hub gibi cihazların yönetilmesi, kontrol edilmesi,
Internet katmanı oluşturan alt protokoller :
Yukarıda özet olarak anlatılan IP, ARP, ICMP ve IMGP alt protokolleri biraz daha ayrıntılı olarak anlatmaya çalışalım.
IP
TCP/IP paketleri içerisnde paket dağıtımını sağlayan temel protokoldür. Bir başka deyişle dağıtımın sağlanması için “en fazla çaba” gösteren protokoldür. Paket başlığının bütünlüğünü garantilemem için bu paketin bir arçası olarak bir sağlama toplamı sunar ancak verinin kendisinin bütünlüğünü garantilemez. Gönderilen paketin kaybedilmesi, yerine ulaşmaması, bekleme durumuna düşmesi ve tekrarlanması gibi hata durumlarını kontrol etmez. Bu işlemi daha yüksek bir katman TCP protokolü yapar. IP başlığında bulunan anahtar alanlar :
Kaynak IP adres, Gidilecek IP adres, Tanımlama, Protocol (taşıdığı diğer protokol bilgileri), kontrol değeri (cheksum) ve Yaşama zamanı (network içerisinde paket gönderilmesi-alınması zamanı)
Network içinde gönderilen paketler çok büyük olduğundan önce orginal IP paketi küçük parçalara bölünerek dağıtımı yapılır ve ulaşacağı adrese geldiğinde bu parçacıklar toplanarak tekrar bir bütün haline getirilir.
ARP
Bilgisayarın IP adresinden asıl fiziksel donanım adresine gitmek için bu protokol kullanılır. Dünya üzerinde üretilen bütün ethernet kartlarında üreticisi tarafından atanmış 48 bitlik benzersiz bir numara vardır. Bu fiziksel adres, medya erişim denetimi (Media Access Contral-MAC) olarak da adlandırılır. TCP/IP paketi network üzerindeki her aygıtın fiziksel adesinialmak için ARP paketlerini kullanır ve sonra da IP adresine eşler. Belirli bir IP adresine bir paket gönderimi gerektiğinde , söz konusu paket, esas dağıtım için aygıtın MAC adresine eşlenir.
Data Link Control protokolü pek bilinmemekle beraber özellikle mainframe bilgisayarlara bağlantı yapmak için kullanılır. IBM’in AS/400 mainframe sistemlerine token-ring, ethernet, FDDI adapterler kullanılarak bağlantı yapmak için 32-bit DLC protokolü kullanılmaktadır. Bu protokol sayesinde, bir çok 32 bit uygulaması, bir çok servera bağlanılarak aynı network kartı üzerinden çalıştırılması mümkün olmaktadır. Ayrıca bu protokol ile LAN üzerinde yerel yazıcıları bağlanması da sağlanır. 16-bit DLC protokolü olmasına rağmen çoğunlukla 32-bit DLC protokolü kullanılır.
Hangi protokol ?
Bütün bu özet bilgilerin ışığı altında network üzerinde kullanılacak protokol veya protokollerin seçiminde gözönünde bulundurulması gereken bilgileride burada anlatalım.
IPX/SPX, Novell Netware sistemlerine bağlanmak için kullanılması gereklidir.
TCP/IP, Internet erişiminde mutlak kullanılacaktır.
TCP/IP, farklı yerlerdeki LAN’ların birbirine bağlanarak WAN oluşturulmasında kullanılacak tek protokoldür.
NetBEUI, 20-200 bilgisayardan meydana gelen küçük-orta boy network sistemlerinde kullanılır. Bilgisayarların birbirine bağlanması ve kaynakların paylaşılmasında kullanılır.
NetBEUI, yönlendirilebilen bir protokol değildir. Yani Routers üzerinden geçirilmez. Bunun için WAN (Wide Area Network) sistemlerinin birbirine bağlanmasında kullanılmaz.
DLC, PC’lerin AS/400 gibi mainframe sistemlerine bağlanmasında kullanılır.
Network seçiminde kullanılacak ekipmanlar, yazılımlar belirlendikten sonra bu kıstaslara göre protokol seçimi yapılmalıdır. Bilgisayarda bu protokollerin hepside kullanılabilir. Ancak bunların birarada kullanılması bilgisayarın çalışma performansını düşürür ve network üzerinde yoğunluk oluşturur.
Bir öneri yapacak olursak, networkte tek olarak TCP/IP protokolünün kullanılmasına çalışılmalıdır.