LOJİSTİK NEDİR ?
Lojistik (Logictics) kelime kökü itibariyle Latin dilinden Logic (mantık) ve statics (istatistik) kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir ki, sözlük anlamı “mantıklı istatistik (hesap)” tir.
Lojistiğin günümüzdeki kabul gören en geçerli tanımı The Counsil of Management (CLM) kuruluşu tarafından yapılmıştır.
Bu tanıma göre :
|
“Lojistik, müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere her türlü ürün, servis hizmeti ve bilgi akışının başlangıç noktasından (kaynağından) , tüketildiği son noktaya (nihai tüketici) kadar olan tedarik zinciri içindeki hareketinin etkili ve verimli bir biçimde planlanması, uygulanması, taşınması, depolanması ve kontrol altında tutulması hizmetidir.”
Lojistik, günümüz iş dünyasında gittikçe daha fazla kullanılmasına ihtiyaç duyulan karmaşık enformasyon, iletişim ve kontrol sistemlerin içinde yer aldığı, mal, hizmet, bilgi ve sermaye akımının iş planlama çerçevesi olarak tanımlanmaktadır.
Bu bilgiler ışığında yukarıdaki tanımı günümüz koşullarına uyarlanmış hali ;
“Lojistik, mal ve hizmet tedarikine yönelik planlama, organizasyon, nakliye ve yönetim faaliyetlerinin bütünüdür.” |
|
Lojistik esas olarak askeri bir terimdir, bunda dolayı da ilk uygulamalar askeri alanlar ve harp sahaları olmuştur. Fakat esas önemi II.Dünya savaşı sırasında anlaşılmış ve sonrasında lojistiğe bilimsel bir konu gözüyle bakılmaya ve uygulanmaya başlanmıştır.
“II. Dünya savası sırasında görülen gerçeklerden birisi de, kalabalık ordulara sahip olmanın zafer kazanmak için yeterli olmayacağıdır. Orduların gelişmiş silah, araç ve donanımla teçhiz edilmesi sayısal fazlalıktan daha önemlidir. Pek tabii ki; bu ürünlere sahip olmak da yeterli olmamakta bunların uzman personel tarafından kullanılıp, sürekli faal tutulması da o derece önem arz etmektedir. İşte bütün bunlar lojistik desteğin hayati bir unsur oldugu gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Yani kusursuz bir lojistik destek sağlamadan, herhangi bir harekattan başarı beklemenin hayal olduğunu söyleyebiliriz.” II. Dünya savaşı sonrası ABD’ de bir çok işletme lojistiğin önemini farketti ve 1960 yılından günümüze kadar süren gelişim evresi içerisinde lojistik hizmetlerinden faydalanmaya başladılar.
1940-1960 yılları arası : Lojistik aşamasını kurma 1960-1970 yılları arası : Lojistik fikrinin yerleşmesi ve itibar kazanması 1970-1980 yılları arası : Önceliklerin ve modellerin degişme çağı 1980- günümüze kadar : Ekonomik ve teknik değişimin yeni çağı |
Lojistiğin gelişimi temelde üç aşamada toplanabilir;
a) Parçalanma (1960 – 1980 ) : Bu dönemde lojistiği oluşturan faaliyetlerin ayrı ayrı yapıldığı görülmektedir. Aşağıdaki operasyonların bir kısmı işletme içinde yapılırken, kısmen de dışarıdan hizmet alma şeklinde gerçekleşiyordu.
• Talep Öngörüsü
• Satın Alma
• İhtiyaç Planlama
• Üretim Planlama
• Fabrika Stokları (girdi düzeyindeki stoklar )
• Depolama
• Malzeme İşlemleri
• Paletleme
• Mamül Stokları
• Sipariş Süreci
• Taşıma
• Müşteri Hizmetleri
•
Dağıtım Planlama
b) Birleşme ( 1980 – 2000 ) : Bu dönemdeki lojistik faaliyetler iki kavram altında toplanmıştır:
• Madde ve Malzeme Yönetimi
• Fiziksel Dağıtım
c) Toplam Bütünleşme ( 2000 – Günümüze ) : Halen de devam etmekte olan bu süreç parçalanma ve birleşme kısmında verilen faaliyetlerin bir çatı altında toplanmasını gündeme getirmiştir. Dünya ekonomisinde yaşanan küreselleşme, liberalleşme ve buna paralel olarak firmaları zorlayan uyum çabaları , lojistik faaliyetlerin önemini arttırırken günümüzdeki entegre lojistik kavramını ortaya çıkarmıştır.

Lojistik sisteminin elemanları çok geniş olmakla birlikte aşağıda sıralanan şekilde
gruplamak mümkündür.
Elemanlar :
Fiziksel Dağıtım,
İlk Madde ve Malzeme Yönetimi,
Entegre Lojistik Yönetimi,
Dağıtım Yönetimi,
Lojistik Mühendisliği,
Lojistik Yönetimi,
Pazarlama Lojistiği,
Tedarik Zinciri Yönetimi,
Satınalma Lojistiği,
Ticari Lojistik....
Gruplamak Gerekirse;
Depolama;
Taşıma;
Stok Yönetimi;
Bilgi ve Kontrol;
Ambalajlama;
Gümrükleme;
Müşteri Hizmetleri,
Şeklinde sınıflandırılabilir...
Yukarıda belirtilen bu süreç içerisinde yer alan lojistik faaliyetlere ilişkin maliyet birimleri analiz edildiğinde taşıma maliyetlerinin toplam içindeki yeri dikkat çekmektedir. İşletme yönetiminde lojistik maliyetlerinin analizi şu şekilde verilmektedir.
|
Lojistik Maliyetleri
|
Oran |
|
Taşıma Maliyetleri |
%50-65 |
|
Envanter ve Malzeme Elleçleme Maliyetleri |
%20-35 |
|
İşletme Yerleşim Tasarımı ( depo ve dağıtım merkezlerinin planlanması ve yönetimi) maliyetleri |
%10 |
|
İletişim ve Bilgi (talep tahminleri, sipariş süreçleri, üretim programlama) Maliyetleri |
%5 |
Lojistik sektörünün 2004 yılı potansiyelinin dünya genelinde 4 trilyon dolar, Kuzey Amerika'da 1.2 trilyon dolar, Avrupa Birliği'nde 1 trilyon dolar olduğu söyleniyor. Lojistik iş potansiyeli son beş yıldır, her yıl dünya GSMH artışına göre % 5 oranında artarken lojistik pazarı küreselleşme, dışkaynak kullanımının artması, ölçeklerin büyümesiyle % 20 oranında artıyor. Türkiye’de ise Gayri Safi Milli Hasıla’nın % 10-13’üne denk gelen 30 milyar dolarlık bir potansiyel pazardan söz ediliyor.

Lojistik pazarında gelecekte öne çıkacak coğrafyalar olarak sırasıyla Asya-pasifik, Latin Amerika, Doğru Avrupa ve Afrika-Orta Doğu bölgeleri ifade edilmektedir. Ülkemizin üç kıtanın kesişme noktasında bulunması gelecekte lojistik sektörümüzün bu bölgede doğacak pazarda önemi ölçüde pay almasına imkan tanıyacaktır.
Dünya lojistik pazarında müşteri taleplerinden teknolojik gelişmeye kadar bir çok faktörün etkisiyle yeni eğilimler meydana gelmektedir. Bu eğilimlerin en önemlilerini şu şekilde sıralayabiliriz ;
è Daha kısa sipariş döngüleri,
è Daha küçük, daha sık ve daha güvenilir teslimatlar,
è Ürünün raf ömrüne, ürünün özelliklerine, üretim ve satış stratejilerine ve kısa dönemli tahminlerin güvenilirliğine ilişkin çok değişken teslim şekilleri,
è Daha az tedarikçiyle daha yakın ilişkiler,
è Enformasyon teknolojilerinin daha fazla oranda kullanılması,
è Lojistik hizmetlerinin dışardan alınması (outsource)
ABD’de lojistik harcamaları GSMH’in %10’una karşılık geldiği varsayımından hareketle 1 trilyon dolar civarında olduğu tahmin edilmektedir. Avrupa birliğinin oluşturan 25 ülkenin toplam lojistik pazarının 2005 yılındaki büyüklüğü 627 milyar Euro olacağı tahmin edilmektedir.
Dünyadaki bu Pazar büyüklüğü bir çok firmanın orataya çıkmasına, firma evliliklerine, satınalmalara neden yaratmıştır.
Ülkemizin lojistik potansiyeli 2004 yılı verilerine göre 28 milyar dolar olduğu kabul edilmektedir. Bu potansiyelin tamamı lojistik şirketleri tarafından gerçekleşmemektedir. Dış kaynak kullanımı %15-20 civarındadır. Her yıl %1-2 oranında büyüdüğü tahmin edilmektedir. Yerli lojistik firmalarının oluşturduğu pazarın büyüklüğü ise 5-6 milyar dolar olduğu varsayılmaktadır.
Yapılan bir başka araştırmaya göre , Türkiye lojistik sektöründe toplam cironun yaklaşık yüzde 80’i şirketlerin yüzde 20’si tarafından gerçekleştiriliyor. Yüzde 20’lik dilim içinde yer alan uluslararası şirketlerin oranı yüzde 46. Bu sonuca göre , Yabancı şirketler, birleşmeler ve satın almalar yolu ile Türkiye pazarına girmeye başlamışlardır.
Türkiye’de 1990’lı yıllarda kara taşımacılığına verilen önem teşviklerle birlikte sektörel büyümeyi beraberinde getirmiştir. 1996-1998 yılları arasındaki taşıma filo kapasitesi (araç sayısı : tır ve kamyon ) % 76 oranında artmıştır. Türk lojistik pazarının 2005 yılına kadar %16 büyümesini koruması beklenmektedir. Türkiye pazarının dünya pazarında verdiğim rakamlara göre GSMH’nin %20-30 arasında gerçekleşmesi durumunda 40-50 milyar dolar gibi bir pazara ulaşması veya farklı bir bakış açısıyla satış fiyatının % 8-14 arasındaki maliyet oranı Lojistik maliyetler olması, gerçekleşen ticaret hacmine oranladığımızda 16-20 milyar dolar arasında gerçekleşecek bir rakam orataya çıkmaktadır. Bu pazardaki büyüme hızının yüksek olması, yurtdışındaki lojistik şirketlerinin ülkemize olan ilgisini artırmış ve bu alanda Türk firmaları ile işbirlikteliği gerçekleşmesinde bir artış yaşanmıştır.
Örnegin ;
arasındaki işbirlikleri dikkat çeken sektördeki birliktelikler oldu.
Avrupa Birliğinde kara(kara ve demiryolu) taşımacılığı payı %45, su (deniz+nehir) taşımacılığı payı % 43’dür. Ülkemizde karayolu taşımacılığı payı % 93’dür. Demiryollarımız ve limanlarımız gerek alt yapı gerekse işletim açısından yetersiz durumdadır. Hamburg limanına gelen yükün % 70’ i iç bölgelere demiryolu ile taşınırken, İzmir Alsancak Limanında bu oran % 1,5 ‘dur. Demiryolu taşımacılığının yük bazında payı % 4,45’dir.
Özetle; lojistik ile:
ü Maliyet yönetiminde etkinlik artar;
ü Planlamada etkinlik ve stratejik yaklaşım sağlanır;
ü Zaman yönetimi önem kazanır;
ü Gelişen zamanın değişen koşullarına göre, uygun çözüm yolları ve alternatifler üretilerek tepki verilir;
ü Teknolojik yatırımlar ve alt yapı süratli gelişim saglar.
Bir tedarik zincir hammaddeleri temin eden, bu hammaddeleri ara ürün ya da nihai ürüne dönüştüren ve bu nihai ürünleri de bir dağıtım sistemi vasıtası ile son müşterilere dağıtan fabrikalar şebekesidir. (Lee and Billington, 1992)
Tedarik zinciri; malzemenin satın alınması, satın alınan malzemenin ara ürün veya nihai ürüne dönüştürülmesi ve bu ürünlerin müşteriye dağıtılması fonksiyonlarını gerçekleştiren araçlardır. Tedarik zincirinin yapısı ve karmaşıklığı endüstriden endüstriye ve firmadan firmaya değişse de hem üretim hem de hizmet organizasyonlarında görülebilir.(Ganeshon ve Harrison, 1995)
Tedarik zinciri, tedarikçilerden üretim merkezlerinden, dağıtım merkezlerinden ve perakendeci mağazalarında, ayrıca hammaddeler, proses içi envanterler ve sistem içersinden taşınan nihai ürünlerden oluşur. Zincir hammaddenin yer yüzünden çıkarılmasıyla başlar ve ürün tekrar kullanıldığında veya atıldığında sona erer. (Ross,1998)
Tedarik zinciri yönetimi firmalarin rekabet gücünü arttirmak ve bir organizasyon içerisinde imalat, lojistik ve malzeme yönetimi fonksiyonlarinin koordinasyonunu geliştirmek için kendi tedarikçilerinin proseslerini, teknolojilerini ve yeteneklerini nasıl kullanacaklarına odaklanmaktadır. (Lee ve Billington, 1992)
Tedarik zinciri yönetim servis seviyesi ihtiyaçlarını karşılarken tüm sistem içerisindeki maliyeti minimize etmek için üretilen ve dağıtılan doğru miktarda malın doğru yerde ve doğru zamanda olmasını sağlayan tedarikçileri, imalatçıları, depoları ve dağıtım merkezlerini verimli bir şekilde birleştirmek için kullanılan bir yaklaşım grubudur.
Bu sistemin amacı: Tüm sistem içersinde verimlilik yaratmak, transportasyon ve dağıtımdan hammadde envanterine, proses içi envanter ve nihai ürün maliyetlerini minimize etmektir.
Tedarik zincirinin tarihçesini inceleyecek olursak, bunun dört farklı aşamadan oluştuğunu görürüz. ( Tedarik zinciri yönetiminin gelişimi - Ross,1998)
Birinci aşama, nihai ürünün fiziksel dağıtımına odaklanıldığı envanter dönemi olarak tanımlanabilir.
İkinci aşamada lojistik faaliyetlerin farklı departmanlara dağıtılmasının etkin olmadığı anlaşılmaya baslanınca 1970’li yıllarda bu anlayıştan vazgeçildi. Bu dönemde üretim kaynaklari planlaması ortaya çıktı. Firmanın performansını arttırmak için yeni malzeme yönetim kavramlarına başvuruldu.
Üçüncü aşamada bir önceki aşamadan farklı olarak envanter yönetimi, sipariş işleme, üretim planlaması ve satın alma faaliyetleri de lojistik faaliyet olarak göz önüne alındı. 1980’lerdeki şiddetli global rekabet, düşük maliyet, yüksek kalite ve daha büyük tasarım esnekliğiyle güvenilir ürünler sağlayacak dünya sınıfından organizasyonların oluşmasına neden olmuştur.
Dördüncü aşamada firmalar lojistik faaliyetlerinin bile rekabet için yeterli olmadığını gördüler. Globalleşmenin artması, hizmet kalitesinin arttırılması talepleri, organizasyonların yeniden yapılandırılması ve bilgi teknolojilerindeki gelişmeler firmaları yeni stratejiler aramaya itti.
Günümüz ticari hayatına en çok etki eden teknolojik gelişme internetin ekonomik hayatta kullanılmasıdır. İnternet tedarik zinciri yönetiminin etkinliğinin arttırılmasına çok büyük katkılarda bulunmuştur. Şimdiye kadar anlatılanlardan da anlaşılacağı üzere İnternet işletmeler ile tedarikçiler arasında iletişim hızını arttırmış, hizmetlerin etkinliğini yükseltmiştir. İnternet’in, tedarik zinciri yönetiminin etkinliğinin arttırılmasında sunduğu imkanlar şu şekilde ifade edilmektedir :