KAVRAMSAL AÇIDAN LOJİSTİK VE LOJİSTİK
YÖNETİMİ
Uzun yıllar boyunca sadece askeri alanda kullanılan lojistik, günümüzde iş hayatında da yerini almıştır. Sanayi Devrimi ve küreselleşme sonucu önemi fark edilen lojistik, benzer teknolojilerin kullanıldığı günümüz dünyasında, işletmelerin başarısı için yönetimi titizlik isteyen bir faaliyet haline gelmiştir.
Lojistik Yunanca “logistikos” (hesaplama yeteneği) ve Fransızca “logistique” (arz etmek, kışla-konak yeri) kelimelerinden türemiştir[1]. Lojistik kelimesi (logistics) esas olarak logic ve statistics kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Bu kelimeler Türkçe karşılık olarak “istatistiksel mantık”ı ifade etmektedir. Böylece; askerlerin konak yeri, hesap ve mantık kavramlarının bileşimiyle lojistik kavramı elde edilmiştir[2].
Lojistik kelimesi ilk olarak Silahlı Kuvvetlerde kullanılmıştır. 1905 yılında
Albay Chauncey B. Baker tarafından “malzeme ve personelin taşıma, tedarik, bakım
ve yenilenmesi” şeklinde askeri bir fonksiyonu tanımlamak amacı ile kullanıldığı
bilinmektedir. Askeri anlamda lojistik, “muharip unsurlara strateji ve taktiğine
uygun ve gerekli olan ikmal maddeleri ile hizmet desteğini sağlamak için yapılan
faaliyetler” anlamına gelmektedir. Bu kapsamda “orduların erzak ve mühimmat
desteğinin düşünülerek hareket ettirilmesi sanatı” olarak öngörülmektedir[3].
Lojistiğin birçok tanımı yapılabilmektedir. Bunun başlıca nedeni; lojistiğin çok geniş bir uygulama sahasının oluşu ve bu yüzden bu kavrama farklı açılardan bakılabilmesidir. Lojistik; planlama ve verimi kontrol edebilme, maliyetleri düşürebilme, hammadde, yarı mamul ve mamullerin stoklanması gibi süreçlerin müşterilerin gereksinimlerine göre yönetilmesidir[4].
En genel tanımıyla bir ürünü kaynağından (tedarikçilerden), nihai tüketicisine (müşterilere) ulaştırmak için gerekli tüm faaliyetler olarak tanımlanabilir[5].

Şekil
1.1:
Lojistik Ağı
Kaynak: Julien Bramel-David Simchi-Levi, The Logic of Logistics: Theory Algorithms and Applications for Logistics Management, 1997, s.2.
Lojistik ağı (Şekil 1.1), hammaddelerin, yarı mamul ve mamullerin tesisler arasındaki akışını sağlamasına ek olarak; tedarikçi, üretim merkezleri, depolar, müşteriler, dağıtım merkezleri ve perakende satış yerlerinden oluşur[6]. Bir genel tanım da literatüre “Seven Rs” olarak geçmiş olan “Yedi Doğru” tanımıdır: Doğru ürünün, doğru şartlarda, doğru miktarda, doğru yerde, doğru zamanda, doğru maliyetle, doğru müşteri için kullanılabilirliğini sağlamaktır[7]. Bu çerçevede ürün ya da hizmetler için önemli bir değer yaratıcı faaliyet olarak değerlendirilmektedir[8].


Müşteri
Memnuniyeti



Şekil 1.2:
Yedi Doğru (Seven R’s)
Lojistiğin günümüzde kabul gören en geçerli tanımı, Lojistik Yönetim Konseyi
(The Council of Logistics Management-CLM), yeni adı ile Tedarik Zinciri Yönetimi
Profesyonelleri (Supply Chain Management Professionals-CSCMP)
tarafından yapılmıştır. Bu tanıma göre lojistik; müşterilerin
ihtiyaçlarını karşılamak üzere ürünlerin üretildiği veya kaynaklandığı noktadan,
son kullanımının bulunduğu tüketim noktasına kadar olan tedarik zinciri içindeki
malzemelerin, servis hizmetlerinin ve bilgi akışının etkin ve verimli bir
şekilde iki yöne doğru hareketinin ve depolanmasının, planlanması, uygulanması
ve kontrol edilmesidir[9].
Bu tanım lojistiğin en üstün boyutu olan müşteri (tüketici) isteklerinin
karşılanması üzerinde önemle durmuştur[10]
ve iki nokta (tedarikçi-müşteri) arasındaki mal, hizmet ve bilgi akışını içeren
tüm faaliyetleri kapsamaktadır[11].
Bu tanımda kritik olan noktalar lojistik hizmetlerin müşteri ihtiyacını
karşılamak için yapılmasıdır. Burada müşteri olarak tanımlanan, ürünün sahibi
olan üretici veya satıcı değil o ürünü kullanacak olan son kullanıcı olmaktadır.
Hedef son kullanıcıya istediği malı istediği yerde istediği zaman istediği kadar,
istediği şartlarla ve istediği fiyatla teslim edilmesinin sağlanmasıdır. Bu da
müşteri memnuniyeti yaratmanın temelidir[12].
CSCMP’in tanımı son tanım değildir. Teknolojinin gelişmesi, iş olanaklarının
artması, küreselleşme ve gelişim, her şeyi değiştirdiği gibi tanımlamaları da
değiştirmektedir. İleride yeni tanımların gelmesi, mevcut tanımlara, bilgi
iletişimin web tabanlı olması yani internet üzerinden haberleşme eklenecektir.
İleride “e-lojistik”e götürecek olan bu eklenti tanımda yerini alacaktır[13].
Mısır piramitlerinin yapımı (M.Ö. 2575-M.Ö. 2465) sivil alanda lojistiğin
kullanımı açısından en eski büyük proje sayılır. Yine M.Ö. 216 yılında Kartacalı
General Anibal’ın 30000 kişilik ordusunu atlar ve fillerle Alpler üzerinden
Fransa’dan İtalya’ya geçirmesi, askeri lojistiğin tarihçesinde önemli bir
kilometre taşıdır[14].
Bununla birlikte yirminci yüzyılın başlangıcında lojistiğin büyük bir önemi
yoktu ve 2. Dünya Savaşı’na kadar iş alanına uygulanmamıştır[15].
Tablo 1.1:
Lojistiğin Gelişimi
|
AŞAMALAR |
YÖNETİM MERKEZİ |
ÖRGÜTSEL TASARIM |
|
1960 Yılları |
||
|
Depolama ve
Ulaştırma |
Satış pazarlama, Depolama, Stok Denetimi,
Ulaştırma
Etkinliği,
|
Dağınık lojistik
faaliyetler Lojistik
faaliyetler arasında zayıf bağlantı Düşük lojistik
yönetimi otoritesi işletme başarısını destekler. |
|
1980 Yılları |
||
|
Toplam Maliyet
Yönetimi |
Lojistiğin
merkezileştirilmesi Toplam maliyet
yönetimi Süreç optimizasyonu
Rekabetçi bir
avantaj olarak Lojistik
|
Merkezileşmiş lojistik
faaliyetler
Büyüyen lojistik yönetimi
otoritesi Bilgisayar
uygulamaları |
|
1990 Yılları |
||
|
Entegre Lojistik
Yönetimi |
Lojistik planlama Tedarik zinciri
stratejileri İşletme
faaliyetleri ile bütünleşme Süreç kanalları ile
bütünleşme |
Lojistik faaliyetlerde genişleme Tedarik zinciri
planlama Toplam kalite
yönetimi için destek Lojistik yönetim
faaliyetleri |
|
2000 Yılları |
||
|
Tedarik Zinciri
Yönetimi |
Stratejik tedarik
zinciri görüşü Extranet teknoloji
kullanımı Kanal güçlerini
ortak bir kuvvet aracı
kullanmak için tedarik zinciri TQM
göstergelerinde işbirliği yapmak |
Ticari ortaklık Sanal örgüt Talepteki
değişimler Benchmarking ve
yeniden yapılanma |
|
2000 Yılı ve Sonrası |
||
|
E-Tedarik Zinciri Yönetimi |
SCM kavramına
internetin uygulanması Düşük maliyetli
anında veri tabanı paylaşımı Elektronik bilgi SCM senkronizasyonu |
Tedarik zinciri ağı
ile ticaret ortaklığı yapmak .com, -e eklentisi
vb. piyasa değişiklikleri
(e-ticaret) Örgütsel çeviklik
ve ölçülebilirlik |
Kaynak: David F. Ross, Introduction to E-Supply Chain Management, CRC Pres LLC, 2002, s.6.
Tabloda verilen bilgiler dönemler itibariyle kısaca açıklanacak olursa;
1950 Yılı Öncesi: 1950li yıllara kadar dünya genelinde işletmeler lojistik kavramını tanımamakta ve lojistik faaliyetlerini ayrı ayrı bölümlerde ve farklı sorumluklar altında sürdürmekteydi. Genellikle de bu bölümlerin hedefleri birbirleriyle çatışmakta ve ortak hareket ettirmeyi güçleştirmekteydi[16]. Bu dönemde pazarlama yaklaşımının ortaya çıkmasıyla, lojistik önemini arttırdı.
1950-1960 Yılları: Bu dönemde,
dağıtım sistemleri plansız ve düzensizdi. Üreticiler üretir, perakendeciler
satar ve bir şekilde mallar dükkanlara ulaşırdı. Dağıtım, genel olarak nakliyeci
ve üreticilerin kendi araçları ile yapılırdı. Geçerli kontroller ve dağıtımla
ilgili çeşitli fonksiyonlar arasında hiçbir gerçek bağlantı yoktu[17].
1950 yıllarında ilk defa işletme süreli yayınlarında fiziksel dağıtım, malzeme
yönetimi, tedarik yönetimi ve dağıtım yönetimi gibi terimler referans olarak
gösterilmeye başlandı[18].
1960-1970 Yılları:
Şirketler müşteri sadakati yaratmak ve yakalamak için ayrıntılı pazarlama
stratejileri geliştirmeye ağırlık vermeye başladı[19].
İş lojistiği kavramının ortaya çıkması 1960 yıllarına rastlamaktadır. Bu
değişimi tetikleyense kitle üretiminden, geniş çeşitli ve küçük boyutlu üretime
geçiştir. Henüz bu dönemde lojistiğin standardizasyonu veya genel kabul görmüş
bir ifade şekli yoktu[20].
Günümüzde lojistiğin en geçerli tanımını yapan CLM 1963 yılında kurulmuştur.
1970-1980 Yılları: Bu süreç dağıtım kavramının geliştirilmesinde önemli bir on yıldır. Bir büyük değişim bazı firmalar tarafından bir organizasyonun fonksiyonel yönetim yapısının dağıtımı da içermesi gerektiğinin belirlenmesiydi. Bu on yılda üreticilerin ve tedarikçilerin gücündeki bir artış ile büyük perakendecilerin artışı görüldü. Başlangıçta kendi dükkanlarına tedarik için bölgesel ve lokal dağıtım deposunda kavramsal bir değişiklik yaşandı ve kendi dağıtım ağlarında daha büyük perakende zincirleri geliştirildi[21].
1980-1990 Yılları:
Lojistik kavramı geniş kitleler tarafından 1985 yılında kullanılmaya
başlamıştır. Kavramın geçirdiği bir sonraki aşama lojistikten Tedarik Zinciri
Yönetimine (TZY) geçiştir. Bu geçişin arkasındaki temel neden ise 1980’lerden
sonra bilgi sistemleri ve iletişim teknolojisinde yaşanan hızlı gelişmedir. 1981
yılında ABD’de telekomünikasyon sektörünün deregülasyonu ile birlikte bilgi ve
iletişim teknolojilerinin kullanım hızı artmıştır. Nakliye sektörünün
deregülasyonu da aynı döneme rastlamaktadır[22].
Nakliyedeki deregülasyonla, fiyat esnekliği ortaya çıktı ve ulaştırma
şirketlerinin müşterilerine sağladıkları hizmetleri önemli ölçüde çoğaldı[23].
1985 yılında giyim sektöründe QR (Quick Response/Hızlı Yanıt) kavramı ortaya
çıkmış, bunu diğer sektörlerdeki hareketler takip etmiştir. Kurumlar arası bilgi
ağlarının ve EDI (Electronic Data Interchange/Elektronik Veri Değişimi)’nin
gelişimi ile beraber TZY’ye geçiş süreci başlamıştır[24].
1990-2000 Yılları:
1990ların başlarında, işletmeler yeni pazar mücadelelerine tepki verebilmek için
üretim kabiliyetini geniş çapta değiştirecek bütünleşik lojistik yönetimi
faaliyetlerini kökten genişletmeye başlamış ve tedarik zinciri boyunca tüm yavru
şirketlerin bir dizgide bulundurmaya yönelmiştir[25].
2000 Yılı ve Sonrası: Gün geçtikçe hizmetlerine yenilerini ekleyen lojistik, artık işletme stratejilerinin önemli bir bileşeni ve rekabet avantajı sağlamanın genel bir gereği haline gelmiştir. Bununla birlikte oluşan pazar değişiklikleri, tezin ana konusu olan e-lojistik hizmetler ayrıntılı olarak ikinci bölümde incelenecektir.
Çalışmanın daha sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi açısından, lojistik literatüründe yaygın olarak kullanılan bazı temel kavramların burada kısaca açıklanması yerinde olacaktır.
i) Tedarik Zinciri Yönetimi: CLM’ ye göre Tedarik Zinciri Yönetimi (TZY); tedarik zincirinin ve bu zincir içinde yer alan tüm şirketlerin uzun vadeli performanslarını arttırmak amacıyla, söz konusu şirketlere ait işletme fonksiyonları ve planlarının, zincirdeki tüm şirketleri kapsayacak şekilde, sistematik ve stratejik koordinasyonudur. Dolayısıyla ilk tedarikçiden son kullanıcıya kadar, müşteriye değer katan ürün, hizmet ve bilgilerin sağlandığı iş süreçlerinin entegrasyonudur[26]. Bu tanımla açıklanan tedarik zinciri yönetimi şu faktörlerin gerçekleştirilmesini amaçlamaktadır[27]:
Ø
Üretimi
düzenli şekilde gerçekleştirecek kesintisiz malzeme, hizmet ve bilgi akışını
gerçekleştirmek,
Ø
Envanter
maliyetlerini ve kayıpları en aza indirmek,
Ø
Ürünün
kalitesini korumak,
Ø
Güvenilir tedarikçiler bulmak ve korumak,
Ø
Temin
edilen materyalleri ve servisi standart hale getirmek,
Ø
Gerekli
olan materyalleri ve hizmetleri en düşük maliyetle sağlamak,
Ø
Kurumun
pazarlık ve rekabetçi gücünü yükseltmek,
Ø
Kurum
içindeki diğer gruplarla iyi ilişki kurmak,
Ø
Minimum
idari giderlerle çalışmak.
İlk halkasını hammadde temin ve tedarik edenlerin, son halkasını nihai
tüketicilerin oluşturduğu tedarik zinciri; müşteriler açısından bakıldığında bir
ürün veya servis için talepleri yerine getirmek üzere gereken değerleri
oluşturan üretim, dağıtım, pazarlama, lojistik ve hizmet kademelerini de içine
alan unsurların tamamıdır[28].
Tedarik zinciri fabrika
düzenlemesinden perakende raflarına kadar olan, satıcıları, üretim
faaliyetlerini, lojistik tedarikçilerini, iç dağıtım merkezlerini, dağıtıcıları,
toptancıları ve diğer ticari ortaklıkları içerir[29].
Tedarik zincirinin bu anlayışla bir
ürün süreci üzerindeki yeri şu şekildedir.



Şekil 1.
2:
Tedarik Zinciri Yapısı
Kaynak: Robert B. Handfield-Ernest
L. Nicholas, Supply Chain Redesign,
Finansial Times Prentice Hall, 2002, s.9.
ii) 3PL (3. Parti Lojistik): 3PL açıkça, işletmelerin malzeme yönetimlerinin ve ürün dağıtım faaliyetlerinin tamamını veya bir kısmını gerçekleştirmek için dış kaynak (outsourcing) kullanmalarıdır. 3PL ilişkileri, geleneksel lojistik sağlayıcı ilişkilerine göre daha karmaşık, stratejik ortaklıklardır[30].
Tablo
1.2:
Geleneksel Yaklaşım ve 3PL ‘in Karşılaştırılması
|
GELENEKSEL |
DIŞ KAYNAK KULLANIMI (3PL) |
|
Standart |
Müşteriye özel |
|
Genellikle tek boyutlu, yalnızca taşıma
ya da yalnızca depolama |
Çok boyutlu; taşıma, depolama, ambar
yönetimi birbirini tamamlar biçimde bütünleşik sistem yaklaşımı |
|
Amaç nakliye masraflarının en aza
indirilmesi |
Hizmet kalitesi ve esneklik
gereksinimlerini de göz önüne alarak toplam sahip olma maliyetin en
uygun düzeye indirilmesi |
|
1-2 yıllık sözleşmeler |
Üst/orta yönetim düzeyinde tartışılan
daha uzun süreli sözleşmeler |
|
Daha kısıtlı bir alanda uzmanlık
gereksinimi |
Daha geniş kapsamlı lojistik uzmanlığı
ve analitik yetenekler gereksinimi |
|
Sözleşme görüşmeleri kısa sürer |
Sözleşme görüşmeleri uzun sürer |
|
Firmalar arasındaki bağ daha zayıf,
hizmet sağlayıcı firmayı değiştirmek daha kolay |
Firmalar arasındaki bağ daha kuvvetli,
hizmet sağlayıcı firmayı değiştirmek daha zor ve maliyetli |
Kaynak: Doğan Necip Mersin, 1.Uluslararası Lojistik Bildirileri Kitabı, Bahçeşehir Üniversitesi Yayınları, 2003, s.103.
iii) 4PL (4. Parti Lojistik) : LODER (Lojistik Derneği) 4PL’i; “müşterilerine kapsamlı tedarik zinciri çözümleri sunmak için, kendi organizasyonunun kaynaklarını, yeteneklerini ve teknolojisini, üçüncü taraf lojistik (3PL) şirketleri ile bir araya getiren ve tüm zincirin tasarımını ve yönetimini üstlenen şirketler” olarak tanımlamaktadır. 4PL şirketleri tüm tedarik zinciri boyunca değer katabilme uzmanlığına ve yeteneğine sahip olmak zorundadır[31].
4. Parti Lojistik işletmeleri aşağıdaki hizmetleri sunabilmektedirler[32]:
Ø
Taşıma
hizmetlerinin yanında dağıtım ve depolama gibi diğer lojistik faaliyetlerin
entegre bir biçimde
sağlayabilmektedirler.
Ø Lojistik alanındaki değişimlerle birlikte organizasyonel konulardaki gelişmeleri de birleştirilerek, yönetime sunabilirler.
Ø 4PL sağlayıcılar, çalıştıkları firmaların işlerini kısa bir süre içinde öğrenerek firma müşterileri için daha iyi lojistik çözümler üretirler.
Ø 4PL şirketleri güçlü teknoloji alt yapılarıyla başarılı bir tedarik zinciri uygulaması meydana getirirler.
iv) Global Lojistik: Artan faiz oranları ve gittikçe büyüyen faaliyet maliyetleri ile 1970 yıllarında, lojistik daha ziyade lojistik yüklenicileri gibi kabul edildi. Buna ilaveten, birçok işletme için lojistik maliyetleri küreselleşmeden ötürü kritik sorun haline geldi. Bu lojistiği iki esas tarafta etkiledi. Birincisi; diğer ülkelerden daha gelişmiş rekabetçi sınıfı, teşkilatların yeni yapılarını ve ürünlerini farklılaştırma için yeni yollar aramasına neden olmuştur. Lojistik, mantıksal bir bakış açısıdır, bu yüzden yerli organizasyonların yakın pazarlara, denizaşırı rekabetçilerden daha güvenli ihtiyaçlara cevap verecek imkanlar sağlamaları gerekecektir. İkincisi; organizasyonlar gitgide kıyıdan uzaktan alış ve satış yaparken, organizasyonlar arası tedarik zinciri ticareti zaman alıcı, çok maliyetli ve karmaşık hale getirmektedir. Mükemmel lojistik yönetimine, global fırsatlara tam olarak güç uygulamak için ihtiyaç duyulur[33].
Global lojistik gerçekte bilgi akışı yönetimidir. Bilgi sistemi işleyişi ile; hammaddelerin, parçaların ve nihai malların karmaşık akışı uygun maliyet sağlanarak yönetilir[34].

![]()
![]()
Şekil 1.
3:
Global Lojistik Çevresi
Kaynak: Douglos M. Lambert-James R. Stock-Lisa M. Ellram, Fundamentels of Logistics Management, Irwin/McGrow-Hill, Boston, 1998, s.398.
Lojistik global boyutlara ulaştığı zaman belirsizlikler ve riskler artar[35]:
Artan Belirsizlikler: Artan mesafeler
Artan teslim süreleri
Artan pazar bilinmezlikleri
Azalan Kontrol Yetenekleri: Artan aracıların sayısı
Artan yönetim müdahaleleri
Dünyadaki benzer
uygulamalara paralel biçimde hizmetleri çeşitlendiren ve uzmanlaştıran
Türkiye’de yerleşik lojistik sektörü, 2000 yılının başına gelindiğinde, emekleme
devresini geride bırakarak, yerli ve uluslararası şirketlerde işbirliğine giden,
yurtdışı bürolar açan hizmetlerinin kalitesini sürekli artıran, dinamik bir
sektör haline gelmiştir[36].
Ancak; hala lojistiği sadece nakliye veya dağıtım işlemi olarak görüp,
hizmetlerini bu ölçüde gerçekleştiren şirketler mevcuttur. Aynı şekilde, bazı
hizmet alanlar da lojistiği bu şekilde değerlendirmektedir.
Türkiye, coğrafi olarak küresel lojistik üreten doğu ile tüketen batı arasında
bir köprüdür. Tüketimin doyacağı batı ile tüketimin artacağı doğu arasındaki mal
hareket trafiğinin ters dönmesi söz konusudur. Bu durumda yeni taşıma
kanallarına ihtiyaç vardır. Türkiye uzak mesafede en
ekonomik seçenek
olan deniz taşımacılığı ile doğuya gelecek malların uzak doğuya, BDT ülkelerine
ve Arap ülkelerine hareketinde bir aktarma noktası, yani lojistik üs olmak
durumundadır[37].
Türkiye coğrafyasının lojistik bakış açısıyla önemli üstünlükleri vardır.
Ülkemiz jeo-stratejik açıdan Asya ve Avrupa ile Karadeniz ve Akdeniz arasında
köprü konumunda olup üç kıtanın kesişim noktasındadır. Bu bakış açısıyla
Türkiye; Avrupa, Balkanlar, Karadeniz, Kafkaslar, Hazar, Orta Asya, Orta Doğu ve
Kuzey Afrika ülkeleri için bir dağıtım ve toplama (aktarma) merkezi olabilecek
özelliği ile uluslararası lojistik açısından çok uygun bir konumdadır. Ancak
fiziksel ve kurumsal altyapı eksiklikleri vardır[38].
Yapılan tahminlere göre Türkiye’de lojistik faaliyetlerin toplam hacmi yaklaşık 30 milyar ABD doları düzeyindedir. Lojistik sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin toplam cirosunun ise 6-10milyar ABD doları arasında olduğu tahmin edilmektedir. (En çok kabul gören tahmin 7 milyar ABD dolarıdır.) Ayrıca lojistik sektörünün GSMH’ya katkısı 12 milyar ABD doları ve istihdamının ise 1,5 milyon kişinin üzerinde olduğu tahmin edilmektedir. Bu değerler sektörün Türk ekonomisi açısından önemini açıkça ortaya koymakta, Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyanın lojistik üssü olması durumunda başta istihdam olmak üzere ülke ekonomisine önemli ölçüde katkısını arttıracağını açıkça göstermektedir[39].
Türkiye, gelecekte çevresindeki komşu ülkelerle ve diğer bölge ülkeleriyle daha fazla ticaret yapmak mecburiyetindedir. Komşu ve bölge ülkeleriyle yapılan ticaret geliştikçe taşımacılık ve lojistik hareketlilik artacak ve sektör yeni bir dinamizm yakalayacaktır[40].
Lojistik; bilişim teknolojileri ve gen teknolojileriyle birlikte 21. yüzyılda
dünyadaki gelişecek olan üç sektörden biri olarak karşımıza çıkmaktadır[41].
Ulusal ekonominin canlanmasıyla beraber ithalat ve ihracatın artması, lojistik
sektörünün gelişmesine katkı sağlamaktadır. Küreselleşmenin hızlanması, dünyanın
tek pazar haline dönmesi, ölçek büyüklüğünün avantajlarının kullanılması gibi
gelişmeler sonucunda gelecekte küresel lojistik şirketlerinin tüm ülkelerde
kendi isimleriyle devreye girecekleri, bilgi teknolojilerini ve iletişimi başarı
ile kullananların yükseleceği, kendi kadrolarını eğitebilecek olanların ucuz iş
gücü kazanabilecekleri, elleçlenen miktarların artmasıyla otomasyonun,
robotların önem kazanacağı, dağıtımın ileride bayi ve satış merkezleri yerine
son kullanıcıya kadar ineceği ve bu sayede palet ölçüsü yerine paket ölçüsü ile
lojistik hizmetlerin yerine getirileceği, deniz taşımacılığının demiryolu ile
birleştirileceği kombine taşımacılığın önem kazanacağı gibi birçok şey hayal
edilebilir[42].
Lojistik faaliyetlerde etkinliğin ve verimliliğin artırılabilmesi için aşağıdaki konulara önem verilmelidir[43]:
Ø Şirketlerin TZY bakış açısıyla analizi, haritalanması, zincirdeki temel yetkinlik alanlarının ve niteliklerinin belirlenmesi, optimizasyonu, yeniden tasarımı ve yönetimi,
Ø Tedarik zinciri içindeki arz ve taleplerin en iyi şekilde planlanması, verimsizliklerin önlenmesi, güvenlik stokları ve diğer parametrelerin en iyi şekilde düzenlenebilmesi için etkin talep tahmin ve sistemlerinin oluşturulması,
Ø Depo tasarımı, uygulaması ve yönetimi, depo yer, kapasite, düzen ve işlemlerinin planlanması, depo kiralama ve depolamada dış kaynak kullanımı olanaklarının değerlendirilmesi,
Ø Etkin ve verimli nakliye planlama ve yönetim sistemi oluşturulması, nakliyede yük konsolidasyonu, kombine (çoklu model-multimodal) nakliye organizasyonları, araç-yük izleme, etkin filo yönetimi uygulanması,
Ø Geri dönüş lojistik sisteminin oluşturulması (iadeler, boş kaplar, onarılacak ürünler),
Ø Entegre lojistik, kombine nakliye, kapıdan kapıya lojistiğin en iyi şekilde gerçekleştirilmesi için proje yönetimi esaslı yönetim biçimlerinin oluşturulması,
Ø Lojistik alanında toplam kalite yönetimi vb. tekniklerle daha dış ve iç müşteri odaklı çalışmalara yönelinmesi,
Ø Stok ve verimsizlikleri en aza indirmek amacıyla tam zamanında üretim/dağıtım (JIT) yaklaşımına uygun lojistik hizmetlerin gerçekleştirilmesi,
Ø Tedarikçi yönetimli (VMI) ve müşteri yönetimli stok-sipariş sistemleri oluşturulması,
Ø Siparişten teslimata olan sürenin en aza indirilmesine yönelik çabuk yanıt (QR) esaslı sistemlerin kurulması,
Ø Müşterilere istedikleri ürünü istedikleri yerde istedikleri miktarda bulabilmelerine olanak veren Etkin Tüketici Yanıtı Sistemleri’ne gereken lojistik desteğin verilmesi,
Ø Müşteri İlişkileri Yönetimi (CRM) yaklaşımının Lojistik Yönetiminde uygulanması,
Ø Yük ve hizmetlerde müşteri açısından izlenebilirlik sağlanması Uygun Bilişim Teknolojilerinin (IT) belirlenmesi, entegrasyonu ve seçimi, IT alt yapısının oluşturulması; İnternet, Elektronik İş, Elektronik Ticaret, EDI, Araç Takip Sistemleri, Radyo Frekansı (RF) Teknolojisi, Kurumsal Kaynakların Planlanması (ERP), İleri Planlama ve Çizelgeleme (APS), Depo Yönetim Sistemleri (WMS), Taşıma Yönetim Sistemleri (TMS), Barkod Sistemleri, CRM, vb. e-lojistik bilgi sistemlerinden yararlanılması ve bu sistemlerin birbirleri ile olan entegrasyonunun sağlanması,
Ø "Bir işi en iyi yapan bilir" ilkesinden hareketle işinde en iyilerden yararlanmayı öngören Dış Kaynak Kullanımı yaklaşımının uygulanması, dışarıya verilecek lojistik hizmetlerin belirlenmesi, uygun niteliklerde 3PL şirketlerin seçimi, bu şirketler ile Tedarik Zinciri Optimizasyonu olanaklarının belirlenmesi, 3 PL şirketlerin değerlendirilmesi sisteminin oluşturulması,
Ø “Birlikten kuvvet doğar” ilkesinden hareketle lojistik anlamda dış kuruluşlarla stratejik işbirliği konularının belirlenmesi, araştırılması ve uygun şirketler ile Stratejik İş Ortaklıkları kurulması,
Ø Devreye en az zarar verecek şekilde lojistik faaliyetlerin gerçekleştirilmesi amacıyla Yeşil Lojistik (Green Logistics) anlayışına sahip olunması,
Ø Faaliyet Bazlı Maliyetlendirme (ABC): Lojistik maliyetlerin yapılan faaliyetler bazında belirlenmesi ve takibinin sağlanması,
Ø Satınalma maliyetlerini düşürmeğe yönelik sistemler oluşturulması,
Ø 4 PL Şirketler konusundaki gelişmelerin değerlendirilmesi.
Son yıllarda, küreselleşmenin etkisiyle lojistiğe verilen önem artmıştır. Yeni ekonomik yapı içinde şirketlerin, maliyetlerin azaltılması ve müşteri memnuniyetinin sağlanması konularına odaklanmaları lojistiğin önem kazanmasına neden olmuştur[44].
Hiçbir iş süreci lojistiğin karmaşıklığını ve coğrafik uzunluğunu içermez. Lojistik; dünyanın her tarafında, günün yirmi dört saati, haftanın yedi günü, yılın elli iki haftası, ürün ve hizmetlerin ihtiyaç duyuldukları anda hazır bulunmalarıyla ilgilenir. Lojistik olmadan; pazarlama, üretim ve uluslararası ticarette başarılı olmak zordur. Gelişmiş endüstriyel toplumlarda lojistik yeterlilik büyük önem taşır; tüketiciler satın aldıkları ürünleri, söz verildiği gibi teslim edilmesini bekler[45].
Bir hizmet sektörü olan lojistik sektörünün diğer tüm sektörlerle doğrudan ve dolaylı ilişkisi bulunmaktadır. Lojistik, bir işletmenin toplam iş yapısının içinde öyle önemli bir öğedir. Aşağıda bu yoğun ilişki ortaya konmaya çalışılmaktadır[46]:
Üretim ile : Üretim planlama,
Üretim kontrol,
Fabrika ve depo tasarımı,
Hammadde stokları, vb.
Pazarlama ile : Müşteri hizmetleri,
Ambalajlama/Paketleme,
Dağıtım merkezi yeri,
Envanter seviyeleri,
Sipariş süreci, vb.
Finans ile : Stok tutma,
Stok kontrol,
Mali donanım,
Dağıtım maliyeti kontrolü, vb.
Üretime Etkisi: Üretim sektöründe rekabet gücünün elde edilmesinde lojistiğin önemi çok büyüktür. Hedef pazarların istek ve ihtiyaçlarının zamanında karşılanabilmesinde lojistik kaldıraç etkisi görmektedir[47].
Ekonomiye Etkisi: Lojistik ekonomide 2 önemli yolda anahtar rol oynar. Birincisi, diğer ekonomik faaliyetleri etkileyerek ve bu faaliyetlerden etkilenerek lojistik işletmeler için önemli harcamalardan biridir. İkincisi; lojistik birçok ekonomik işlemin hareketini ve akışını destekleyen, neredeyse tüm mal ve hizmetlerin satışını kolaylaştıran önemli bir faaliyettir[48].
Pazarlamaya Etkisi: Lojistik çoğunlukla pazarlamanın diğer yarısı olarak algılanmıştır. Bu tanımlamanın ardındaki neden, bir firmanın lojistik sistemindeki fiziksel dağıtım kısmının müşteriler için malların depolanması ve fiziksel hareketlerinden sorumlu olması ve böylece bir ürünün satılmasında önemli rol oynamasıdır. Eğer, işletmenin doğru ürünü doğru miktarda sağlama yeteneği varsa fiziksel dağıtım bir ürünü satmak için temel bir değişken olabilir[49].
Uluslararası pazar şartları içerisinde hiçbir tarafın; tedarikçi, üretici, dağıtıcı ya da müşterinin gecikmeye tahammülü bulunmamaktadır. En küçük bir gecikme veya hata bütün bir şirket imajının zarar görmesine ve pazar payının kaybedilmesine neden olmaktadır[50]. Artık hizmet alan firmalar mallarının sadece iki nokta arasında taşınmasını değil; depolanması, gümrüklenmesi, elleçlenmesi, ambalajlanması ve gereksinimlere göre dağıtılmasını da talep etmektedirler. Böylece kendi ana faaliyet konularına odaklanmaya daha fazla zaman ayırabilmekteler. Bir başka deyişle, bu sayede hem üretim sürecinde yaratıcılık ve kalite konularına daha fazla zaman ayırmakta hem de maliyetlerini azaltabilecek olanaklara kavuşmaktadırlar. Bunlar lojistik hizmetlerin önemini giderek arttırmaktadır[51]. Gelecekte kurumların rekabeti ürettikleri ürünlerde veya tüketilen ürünlerde değil, kullandıkları tedarik zincirleri arasında olacaktır[52]. Yani iyi yönetilen lojistik faaliyetleri, rekabet avantajı sağlayacaktır.
Günümüzde işletmelerin ve dolayısıyla ülkelerin “rekabetçi üstünlüğü”nü belirlemede en önemli stratejik unsurlardan biri olarak değerlendirilmektedir. Küresel birçok markanın uluslar arası pazarlarda kalıcı olmasının ardında “müşteri tatmini” ve “düşük maliyetleri” hedefleyen etkin bir lojistik yönetiminin olduğu bilinmektedir. Yapılan araştırmalar bu tür işletmelerin, “aşırı reklam”, “baskıcı satış”, “düşük fiyat” politikaları yerine “lojistik etkinliğe” öncelik verdiğini ve ürünlerini/hizmetlerini müşterilerine “elverişli” kıldıklarını göstermiştir[53].
Lojistik fonksiyonunun önem kazanma nedenleri şöyle sıralanabilir[54]:
Ø Mamul çeşitlerinin gelişen ve değişen tüketici isteklerini karşılama zorunluluğu ile hızla artması,
Ø Büyük uluslar arası üretim ve satış firmalarının çoğalması,
Ø Bilgisayar kullanımının yaygınlaşması ve haberleşme sistemlerinin gelişmesi,
Ø Üretim teknolojilerinin pek çok alanda doyma noktasına ulaşması nedeni ile yöneticilerin maliyet düşürmek için lojistik alanına yönelmesi,
Ø Taşıma uzaklıklarının ve maliyetlerinin artması,
Ø Çevreyi koruma amacı ile kullanılmış malzemelerin yeniden kullanılmak üzere işlenmesi.
Günümüzde lojistiğin kazandığı önem, şirketleri lojistik verimliliğini
arttırarak rekabet avantajı elde etmeye zorlamaktadır[55].
Bir generale atfedilen “İyi bir lojistikle savaş kazanılmayabilir ama
kötü bir lojistikle savaşın kaybedileceği kesindir” sözü de, konunun çok boyutlu
önemini göstermektedir[56].
Günümüzde lojistik hizmetleri çok çeşitli
hale gelmiştir. Gün geçtikçe hizmetlerine yenilerini ekleyen bu dinamik
sektörün, başlıca hizmetleri şunlardır:
Ø
Uluslararası ve
dahili taşımacılık
Ø
İhracat-ithalat
işlemleri ve gümrükleme
Ø
Taşıma türünün
belirlenmesi
·
Karayolu
·
Denizyolu
·
Havayolu
·
Demiryolu
·
Nehir yolu
·
Boru Hattı
·
Kombine
Taşımacılık
Ø
Taşıma yönetimi
ve taşıyıcı seçimi
Ø
Taşıma
sözleşmesi ve kapsamının belirlenmesi
Ø
Taşıma belgeleri
hazırlama
Ø
Uluslararası
yasal mevzuat ve uygulamalar hakkında danışmanlık hizmeti
Ø
Operasyon ve
sevk yönetimi
Ø
Maliyet
planlaması
Ø
Sigortalama
Ø
Depolama
Ø
Elleçleme
Ø
Ambalajlama,
barkod ve etiketleme
Ø
Vergi mevzuat ve
işlemleri
Ø
Pazarlama
Ø
Satınalma
Ø
Müşteri
ilişkileri yönetimi
Ø
Banka işlemleri
Ø
Bilişim
teknolojilerini kullanarak tüm üniteler arasında koordinasyon ve iletişimin
sağlanması vb. hizmetler olarak çoğaltılabilir.
Lojistik yönetimi, bir sistem
yaklaşımı belirleyerek her biri ayrı bir maliyet unsuru olan fonksiyonlar
arasında değiş-tokuş dengesi sağlayan müşteri hizmeti düzeyini sürekli
geliştirmeyi bir hedef olarak belirler. İyi bir lojistik yönetimi,
kaliteyi arttıran ve firmalara iç ve dış pazarlarda rekabet gücü
kazandıran bir etki oluşturabilmektedir[57].

Şekil 1.
4:
Lojistik Strateji Piramidi
Kaynak: William C. Copacino, Supply Chain Management, CRC Pres LLC, 1997, s.32.
Lojistik piramidi, lojistik stratejisi geliştirmek için etkili bir araçtır. Stratejik seviye; işletmelerin müşterilerine olan temel değer saptamaları lojistiğin nasıl katkıda bulunabildiğini anlamak açısından önemlidir. Yöneticiler değer saptamalarını ve lojistik stratejileri anladıktan sonra, yapısal sorunlara yönelmeli ve kaç tane depoya ihtiyaç var gibi sorular sorulmalıdır. İşletmeler en etkili yolda çalıştıklarını garanti etmelidir. Fonksiyonel mükemmelliği sağlamak, taşıma yönetimi, depo operasyonu ve malzeme yönetimi gibi faaliyetler için optimal uygulama çalışmaları tasarlamayı gerektirir. Başarılı bir uygulama olmadan, lojistik strateji ve planlarda gelişme anlamsız olur[58].
İlk olarak lojistik yönetimi; tedarikçi ve üretim tesislerinden, depo ve dağıtım merkezleri aracılığıyla perakendeci ve mağazalar boyunca her vasıtanın, etkili ve müşteri isteklerine uygun ürünler çıkmasındaki etkisini dikkatle inceler. Lojistik yönetiminde ikinci amaç tüm sistem boyunca, verimli ve etkin maliyetli olmak; ulaştırma ve dağıtımdan hammadde, yarı bitmiş ve tamamlanmış ürünlerin stoklanmasına kadar maliyetleri minimize etmektir[59].
Lojistik yönetiminin amaçlarını şöyle sıralanabilir[60]:
Ø Hızlı Yanıt (siparişten teslimata olan süre),
Ø En Az Stok,
Ø En Az Maliyet (yüklerin birleştirilmesi, konsolidasyon, verimlilik),
Ø Kalite (hasarsızlık, performans),
Ø İzlenebilirlik (yük, araç ve kap takibi),
Ø Sürdürebilirlik (yaşam çevrim desteği, yedek parça, ambalaj malzemesi ve hurda geri toplama, çevresel duyarlılık).
İşletmeler açısından lojistik, hammadde, yarı mamul ve hazır parçaların üretim ortamına taşınması fiziksel tedarik (giriş lojistiği); sonrasında bunların iş istasyonları ve tezgahlara taşınması yani kurum içi malzeme akışı ve elleçleme; nihayetinde ise çıkış ambarından dağıtım kanallarına ve müşterilerine kadar uzanan zincir fiziksel dağıtım (çıkış lojistiği) olarak üç aşamalı bir yönetim sürecinden oluşmaktadır. Bu üç aşamalı ve birbiriyle bağlantılı olarak gelişen yapı tek bir çatı altında “Tedarik Zinciri Yönetimi” olarak toplanmaktadır.(Tablo 1.3)
Lojistik Yönetiminin Bileşenleri

Şekil 1.
5:
Lojistik Yönetim Bileşenleri
Kaynak: M. Douglos Lambert-James R. Stock-Lisa M. Ellram, Fundamentels of Logistics Management, Irwin/McGraw-Hill, 1998, s.5.
Giriş lojistiği, tedarikçileri işletme sürecine bağlayan girdi hareketinden sorumludur. Taşınması planlanan unsurların (hammadde, yarı mamul, hazır parça vb.) nereden veya kimden, ne kadar ve ne zaman sipariş edilmesi gerektiğini belirlemektedir. Fiziksel tedarik sistemi, çeşitli tedarikçiler arasından seçim yapabilmek için gerekli olan kriterleri sunmakta olup, gelen malzemelerin hangi taşıma türüyle taşınacağını belirleyerek onların depolanacağı yerleri ve bu yerlerin olması gereken özelliklerini açıklamaktadır.
Dahili işlemler, işletme içi alış faaliyetlerinin yönetimini kapsamaktadır. Giriş ambarında bulunan malzemelerin imalat ortamındaki iş istasyonlarına aktarımı ve bölümler arasında dolaşımının sağlanarak tamamlanmış ürün haline dönüştürülmesiyle birlikte çıkış ambarına sevki bu aşamadaki temel süreçlerdir[61].
Pazara, dolayısıyla müşteriye yakın olmak, fiziksel dağıtım ve onun gerektirdiği
hizmetlerle olmaktadır. Dünya ölçeğinde fiziksel dağıtımı kolaylaştıran çok
sayıda ve nitelikte gelişmeler olmasına karşın, fiziksel dağıtım önemini
korumaktadır. Bunun en önemli nedeni, işletmelerin dışa açılmaları ile birlikte,
rekabetin artması ve rekabet içinde fiziksel dağıtımın önemli bir etkinliğe
sahip olmasıdır[62].
Tablo
1.3:
Lojistik Yönetiminin Temel Unsurları
|
Giriş (Inbound)
Lojistik Süreçleri |
Üretim Süreçleri ve
Malzeme Yönetimi |
Çıkış (Outbound)
Lojistik Süreçleri |
|
FİZİKSEL TEDARİK |
DAHİLİ İŞLEMLER |
FİZİKSEL DAĞITIM |
|
Tedarik Sistemleri
Hammadde/yarımamül/
Hazır parça temini/
satınalma
programları/
giriş ambarı/depolama |
Üretim Sistemleri
Süreç planlama/üretim
programlama/imalat/ kurum içi taşıma |
Dağıtım Sistemleri
Tamamlanmış ürünler/
çıkış ambarı/
depolama/
dağıtım zinciri/hedef pazar
ve müşteriye sunum |
Kaynak:
Çancı-Erdal,
a.g.e., s.50.
Lojistik yönetimi faaliyetlerini aşağıdaki alt başlıklar altında incelemek mümkündür.
i) Müşteri Hizmetleri: Müşteri hizmetleri, lojistik yönetiminin en önemli faaliyetlerindendir. Çünkü daha önce de açıklandığı gibi lojistik yönetiminin özünde, müşteri memnuniyeti yatmaktadır. Her müşteriye özel hizmet verebilen lojistik yönetiminde başarılı olabilmenin şartı; müşterileri çok iyi tanıyan, isteklerini anlayan ve istenildiği zaman yerine getirebilen müşteri hizmetlerinin varlığıdır.
Müşteri hizmetleri, lojistik sistemin çıktısıdır. Doğru ürünü, doğru müşteriye, doğru yerde, doğru şartlarda ve doğru zamanda, mümkün olan en düşük toplam maliyetle sunmayı içerir. Böylece müşteri memnuniyeti sağlanır[63].

|
*kalite |
*teslim süresi ve esneklik |
|
*ürün özellikleri |
*teslim güvenilirliği ve tutarlılık |
|
*teknoloji |
*tek iletişim noktası |
|
*dayanıklılık |
*iş yapmayı hafifletmek |
|
|
*satış sonrası destek, vb… |
Şekil 1.
6:
Öz Ürününün Gelişmesinde Hizmetin Kullanımı
Kaynak: Martin Christopher, Logistics and Supply Chain Management, FT Prentice Hall Financial Times, 1998, s.44.
Pazarlamanın önde gelen düşünürlerinden Peter Lewit’in dediği gibi; “insanlar artık ürünleri değil, yarattıkları faydaları satın alıyorlar.” Bu ifadenin arkasındaki görüş, teklifin bütünlüğüdür ki bu da müşteri değerini doğurur. Şekil 1.7 bu fikri “hizmet kuşatması” yaklaşımı ile geliştirir. Merkezdeki temel ürün olan öz (core) ürün, fabrikadan ayrıldığı şeklidir. Dıştaki daire müşteri hizmetleri ve lojistik hizmetlerin eklediği tüm değerleri temsil eder[64]. Lojistik işletmesi; gerek esas hizmet gerekse bunu çevreleyen ilave hizmet elemanları bileşenlerinin özelliklerini müşterilerin talep ettiği faydalar üzerine kurar ve geliştirir[65].
İşlem öğeleri, genellikle üç kategoriye bölünür. Bunlar, her bir hizmet gereksiniminin zamanını ve içeriğini yansıtır.
- 1.İşlem Öncesi Öğeler: Bunlar, asıl işlem alma yerinden önce ortaya çıkan müşteri hizmet faktörleridir ve şunları içerir:
Ø Yazılı müşteri hizmeti politikası
Ø Sipariş personelinin erişilebilirliği
Ø Tek sipariş irtibat noktası
Ø Organizasyon yapısı
Ø Sipariş hacmi kısıtlaması
Ø Sistem esnekliği
Ø İşlem öğeleri
- 2.İşlem Öğeleri: Bunlar, fiziksel işlemlerle direkt ilgili faaliyetlerdir ve genellikle dağıtım ve lojistikle ilgilenir. Bu başlık altında şunlar kapsanır[66]:
Ø Sipariş dönüş süresi
Ø Sipariş hazırlama
Ø Stok bulundurma
Ø Teslim alternatifleri
Ø Teslim süresi
Ø Teslim güvenirliliği
Ø Tamamlanmış ürünlerin teslimi
Ø Malların durumu
Ø Sipariş durum bilgisi
- 3.İşlem Sonrası Öğeleri: Bunlar, teslimden sonra oluşan öğelerden meydana gelir. Örneğin;
Ø Yedek parça bulunurluğu
Ø Beyan süresi
Ø İşlemlerin faturalanması
Ø Doğru faturalama
Ø Ürün yedeği/garantisi
Ø Dönüş politikası
Ø Müşteri şikayetleri ve prosedürleri
Ø Hasar prosedürleri
Müşteri hizmeti öğeleri aynı zamanda çok işlevli bölümlerle sınıflandırılır. Bu dört ana çok işlevli bölüm:
4. Esneklik : Yeniden düzenleme ve değişen müşteri ihtiyaçlarına karşılık verme yeteneği.
ii) Taşıma: Uluslararası piyasalarda yaşanan yoğun rekabet, bu piyasalarda pazar payını muhafaza ve artırmada, düşük maliyetle girdi teminini, ayrıca üretilen malların yine uluslararası piyasalara rekabet edebilir fiyatlarla zamanında arzını gerekli kılmaktadır[67]. Malın yerinde ve zamanında ihtiyaç sahiplerine ulaştırılabilmesi için planlı, programlı bir ulaştırma ve depolama sistemine ihtiyaç vardır. İhtiyaç duyulan bu sistem, lojistik kavramının bel kemiğini oluşturmaktadır. Taşımacılık lojistiğin merkezinde yer alan bir faaliyet durumundadır[68].
Taşımanın görevi; hammaddeleri tedarik noktasından üretim noktasına, mamulleri ise üretim noktasından tüketim noktalarına arzu edilen miktarlarda, planlanan süre içinde ve makul bir maliyetle göndermektir[69]. Lojistik yönetiminde taşımanın rolü son otuz yılda önemli ölçüde değişmektedir. Bugün geniş ulaştırma alternatifleri, ürün veya hammadde lojistiğini desteklemek için mevcuttur. Örneğin, lojistik yöneticileri toplam lojistik maliyetlerini düşürmek için özel entegre taşımalar uygulayabilir[70].
Taşımanın verdiği kararlar şu şekilde sıralanabilir:
Tablo
1.4:
Taşıma Türlerinin Özellikleri
|
İşletme Özellikleri |
Demiryolu |
Karayolu |
Denizyolu |
Boru Hattı |
Havayolu |
|
Hız |
3 |
2 |
4 |
5 |
1 |
|
Yetenek |
2 |
1 |
4 |
5 |
3 |
|
Güvenilirlik |
3 |
2 |
4 |
1 |
5 |
|
Kapasite |
2 |
3 |
1 |
5 |
4 |
|
Sıklık / Frekans |
4 |
2 |
5 |
1 |
3 |
|
Bileşik Sonuç |
11 |
10 |
18 |
17 |
16 |
Kaynak: Bowersox-Closs-Cooper, a.g.e., s.346.
Tablodaki değerlerden en düşükleri, en iyi olanı işaret eder. Bunlar kısaca açıklanacak olursa:
Demiryolu; ekonomik ve ağır hacimli yükler için elverişli taşıma şeklidir.
Karayolu; oldukça esnek, göreli olarak hızlı ve ucuz bir taşıma şeklidir.
Denizyolu; en yavaş ve en ekonomik taşıma şekli olup, büyük hacimli malların taşınmasında en uygun yöntemdir.
Havayolu; en pahalı fakat en hızlı taşıma şeklidir.
Boru Hattı; esas olarak gaz ve yağların taşınmasında kullanılır.
Nehir Yolu; nehrin geçtiği yerlerle sınırlı taşıma şeklidir.
Elektronik Ulaştırma; en yeni taşıma şeklidir. Eskiden yalnız fiziksel biçimlerde yollanan müzik gibi mallar, bu taşıma şekli ile internet yoluyla elektronik olarak yollanabilmektedir[71].
iii) Satınalma: Satınalma faaliyeti işletmelerde uzun yıllar boyunca basit bir fonksiyon olarak ele alındı ve organizasyon içinde düşük bir seviyede faaliyetler gösteren çalışanlar tarafından gerçekleştirildi. Çünkü amaç, üretim için gerekli olan malzemenin en düşük fiyattan alınması ile sınırlı idi. Oysa son yirmi yılda, satınalma tedarik zinciri yönetimi anlayışı ile yerini üretici ile tedarikçi ilişkisini temel alan bir anlayışa bıraktı ve faaliyet organizasyon içinde daha stratejik ve yüksek seviyede bir konuma yerleşti. Günümüzde gelişmiş ülkelerde üretim yapan bir işletmenin ana girdilerinin başında satınalma kalemleri gelmektedir.
Üretim yapan her işletme birbirinden farklı üretim stratejilerine sahip olabilir ve bu nedenle her birinin satınalma yaklaşımı, seçtikleri üretim stratejisinin özel gereksinimlerini karşılayacak şekilde farklılık gösterebilir. Hiç kuşkusuz; gösterilen performans, müşterilerin ürün kalite gereksinim ve beklentilerini karşılamak zorundadır. Üretimin istenen kalite ve hızda sürdürülmesi, tedarikçi ve üretici, bir başka deyişle satıcı-alıcı ilişkisinin sağlıklı, sistemli ve stratejik bir çerçevede yönetimini zorunlu kılmaktadır[72].
iv)
Geri Dönüş Lojistiği:
İşletmeler uzun yıllar boyunca ileri lojistik faaliyetlerine odaklanıp, geri
lojistik faaliyetlerini hep maliyet olarak görmüşlerdir. Geri dönüş lojistiği;
ürün ve kaynakların satışından veya müşterilere tesliminden sonra hareket ve
yönetimlerine odaklanmış, lojistiğin uzmanlaşmış bir bölümüdür[73].
CLM geri dönüş lojistiğini şu şekilde
tanımlamıştır: “Hammadde, yarı mamul, nihai mallar ve ilgili bilgi akışına
yeniden değer katma veya uygun kullanımını sağlamak için, tüketim noktasından
üretim noktasına kadar; planlama, uygulama, kontrol etme, etkin ve verimli
maliyet düşüşü sağlama sürecidir”. Tam olarak geri dönüş lojistiği, satılan
malların varış yerinde değer yakalama veya doğru kullanımını sağlama sürecidir.
Hasarlanan, mevsimsel stok, yeniden kazanım, üretici firma tarafından geri
istenen, modası geçen, kullanım süresi geçen ve aşırı stok nedeniyle geri dönen
malların yanısıra; geri dönüşüm programlarını, tehlikeli madde programlarını,
eskimiş malzeme eğitimi ve aktifleri iyileştirme çalışmalarını da içerir[74].
Bu işlemlerin yönetimi, Ürün Geri Dönüşüm Yönetimi (PRM-Product Recovery Management) ’ne göre yapılabilir. PRM kullanılmış ürün ve materyallerin önemiyle ilgilidir. Geri dönüş lojistiği, çevreyle daha duyarlı, güçlü bir geri dönüşümün sağlanması için için tüm lojistik aktiviteleri için kullanılmış ürün, ürün parçaları ve/veya materyallerin geri dönüşümüyle ilgilidir. Bundan ötürü “Çevreci Lojistik” olarak ta adlandırılır. Geri dönüş lojistiğinin etkin hale gelmesinin ana nedenleri[75]:
Tüm bu geri dönüş lojistik
işlemlerinde ki amaç; malların değerini veya uygun kullanım düzeyini maksimum
dereceye çıkarırken, süreç maliyetlerini en aza indirmektir[76].
v) Dağıtım Yönetimi: Dağıtım yönetiminin temel amacı, müşteriden alınan hammadde, yarı mamul, hazır parça ve tamamlanmış ürün ve eşyaların ülke içinde veya ihraç edilen pazarlarda istenilen adrese zamanında, ekonomik, hızlı ve güvenli olarak sevk edilmesidir. Bu yönetimin başarısı ise; müşteri siparişlerinin önceden tespit edilmesine, bilgi teknolojilerinden faydalanarak müşteri isteklerine hızlı bir biçimde yanıt verebilme yeteneğine ve üretimde stok seviyelerinin minimum düzeylere indirilmesine bağlıdır[77].
vi) Fabrika ve Depo Yeri Seçimi: Firmaların yönetmek zorunda oldukları lojistik süreçlerinin önemli halkalarından birini oluşturan fabrika ve depo yeri seçimi stratejik bir karardır. Sadece hammaddelerin giriş nakliyesi ile nihai malların çıkış nakliyesini değil, hem de müşteri hizmet düzeylerini ve tepki hızını etkiler. Uzun vadeli stratejik hedeflerin analizi ile oldukça kapsamlı bir çalışmanın sonucu ortaya çıkar, firmaların tüm lojistik sisteminin yapısını etkiler[78].
vii) Depolama: Depolama, her lojistik sistemin ayrılmaz bir parçası olarak tanımlanabilir. Yıllar boyu sadece stokların tutulduğu ya da ürünleri saklayan işletmelerin önemsiz tarafı olma görüşü gelişmiş, kaynak noktasından üretim noktası arasında malları depolayan, düzenleyen; durumlarına ait bilgileri yönetime ileten işletmelerin lojistik sistemlerinde çok önemli bir faaliyet haline gelmiştir[79]. İdeal olarak bir depo eşzamanlı bir şekilde ekonomiklik ve hizmet faydası sağlar[80].
Depolama, lojistik için stratejik bir role sahiptir. Bunlar maddeler halinde açıklanacak olursa[81]:
Ø Yerel stok sağlamak,
Ø Müşteriler için katma değerli hizmetler gerçekleştirmek,
Ø Önemli tedarikçilere yakın çalışarak gelen malzemelerin kontrol merkezi gibi hizmet vermek.
Ø Siparişlerin birleşme noktası olmak,
Ø Daha ekonomik taşımalar için siparişleri birleştirmek,
Ø Değişken üretim sürelerine karşı korumak,
Ø Kalite denetimlerini sağlamak,
Ø Geri dönüş lojistiğini yönetmek,
Ø Üretim ekonomisini sağlamak,
Ø Etkin satınalmayı sağlamak.
viii) Ambalajlama: Ambalajlama lojistiğin amacını gerçekleştirmesini sağlayan önemli halkalardan biridir. Çünkü daha önce de açıklandığı gibi amacı, doğru ürünün doğru şartlarda kullanılabilirliğini sağlamak olan lojistik doğru ambalajlama kararları ile bunu gerçekleştirebilir.
Koruyucu ambalajlama kararı verilirken, şu hususlara dikkat edilmelidir[82]:
Ø Seçilen ambalaj taşıma araçları ve sistemleri, depolama özellikleri ile uyumlu olmalıdır.
Ø Ambalajın maliyeti ile ortaya çıkabilecek hasarın maliyeti arasında tutarlılık olmalıdır.
Ø Ambalaj malın korunmasına, taşınmasına, depolanmasına, perakende satış noktaları ve tüketicilerin satın alıp saklama özelliklerine uygun olmalıdır.
Ø Ambalaj seçilirken pazar testi ihmal edilmemelidir.
Yukarıda kısaca açıklanan temel lojistik faaliyetler artık birbiriyle bağlantılı
hale gelmiştir. Her bir faaliyet tek başına diğerini etkileyebilecek, maliyeti
yükseltebilecek olan alanlardır. Bu sebeple bütün bu işlerin işletmelerin
ihtiyaçları çerçevesinde en uygun bir şekilde yönetilmesi gerekmektedir.
Bu da lojistik yönetimi ile gerçekleştirilebilecek bir süreçtir.
Bu süreç içerisinde uygun lojistik yönetimi sisteminin oluşturulması
verimliliği arttırarak rekabet avantajlarına olumlu etkilerde bulunabilir[83].
Yapılan araştırmalarda, firmaların en çok yararlandıkları lojistik hizmet; ulaşım (%60’dan fazla) iken, en az yararlandıkları alanlar depolama ve lojistik bilgi sistemleri bulunmuştur (%40’dan az). Yapılan F testiyle büyük, orta ve küçük ölçekli firmalar arasında depolama, lojistik bilgi sistemleri ve danışmanlık hizmetleri gibi alanlarda istatistiksel farklılık olduğu tespit edilmiştir. Büyük firmalar bu hizmetleri orta ve küçük ölçekli firmalara göre daha fazla dış kaynak kullanarak gerçekleştirmektedir[84].
Üretici kuruluşların kendi temel iş
konularına yoğunlaşması ve lojistik hizmetlerini bu konuda yapılanmış ve
uzmanlaşmış kuruluşlara bırakması günümüzde en çok rastlanan uygulamalardan
biridir. Basit anlamda outsourcing
veya dış kaynak kullanma, “üretici adına tedarikçiden satıcıya olan ürün
hareketinin bu iş için uzmanlaşmış kuruluşlarca yerine getirilmesi işlemi”
şeklinde tanımlanmaktadır. Bu tanım günümüzde özellikle lojistik konusunda
değişmiş ve şu şeklini almıştır. Outsourcing lojistik hizmetlerin müşteri
memnuniyeti ve artı değer yaratmak amacıyla, ana iş konusu lojistik olan
kuruluşlar tarafından yerine getirilmesi için, üretici kuruluşlarla yapılan uzun
süreli, stratejik iş ortaklığıdır”[85].
Bu yöntemle üretim yapan kuruluşlar
finansal, işgücü ve zaman gibi her türlü kaynaklarını ana iş konularına
yoğunlaştırabileceklerdir. Benzer işlerin aynı adres altında birleşmesi ile
ölçeklerin büyütülüp ekonomi yaratılması mümkün olacaktır. Depolama, park alanı
gibi sahaların lojistik dışında kullanılması ile yer ve kapasite kazanmaları söz
konusu olacaktır. Lojistik işini kendi üzerlerine alan lojistik şirketleri (3PL)
de güncel teknolojileri uygulayıp iş kalitesinde artış sağlayabileceklerdir.
Lojistik hizmetlerin uzman kuruluşlar tarafından yapılması ile hizmet verimi
artacak ve müşteri memnuniyeti yükselecektir. Günlük, haftalık aylık ve
mevsimsel kapasite değişikliklerine karşı lojistik kuruluşlar iş
farklılaştırması yaratıp maliyetleri geriye çekebileceklerdir. Düşük vasıflı iş
gücü ile gerçekleşecek lojistik işleri ile üretimde çalışan yüksek vasıflı
işçilerin aynı iş yerinde aynı kadroda çalışmaları önlenecek ve işçi sorunları
azalacaktır[86].
Tablo
1.5:
Dış Kaynağın Sebepleri ve Avantajları
|
Dış
Kaynağın |
|
|
Sebepleri |
Avantajları |
|
1.Organizasyon |
-En iyi yapılan işe odaklanarak
etkinliği arttırmak. |
|
|
-İş şartlan, mal ve hizmet talebi ve
teknolojideki değişmeleri karşılayabilmek için esnekliği arttırmak. |
|
|
-Organizasyonu değiştirmek. |
|
|
-Mal ve hizmet değerini, müşteri
tatminini ve hisse değerini arttırmak. |
|
2.Gelişme |
-İşlem performansını arttırmak (kalite
ve verimliliği arttırmak, üretim süresini kısaltmak vs.). |
|
|
-Başka şekilde elde edilmesi mümkün
olmayan uzmanlık, beceri ve teknolojiyi elde etmek. |
|
|
-Yönetim ve kontrolü geliştirmek. |
|
3.Finansman |
-Aktiflere yapılacak yatırımı
azaltmak ve serbest kalan kaynaklan diğer gayeler için kullanmak. |
|
|
-Aktifleri tedarikçilere transfer
ederek(satış, kiralama) nakit oluşturmak. |
|
4. Gelir |
-Tedarikçinin şebekesini kullanarak
pazara ve iş imkânlarına ulaşmak. |
|
|
-Tedarikçinin gelişen kapasitesini,
prosesini ve sistemini kullanarak, firmanın büyümesini hızlandırmak. |
|
|
-Satışların ve üretim kapasitesinin
arttırılması için finansman sağlanamadığı dönemlerde satışları ve
üretim kapasitesini arttırmak. |
|
|
-Mevcut becerileri ticari olarak
kullanmak. |
|
5.Maliyet |
-Tedarikçinin performansının daha
yüksek ve maliyetlerinin daha düşük olmasından dolayı, maliyetlerde
düşme. |
|
|
-Sabit maliyetleri, değişken
maliyetlere dönüştürme. |
|
6.İşgücü |
-Çalışanlara daha iyi kariyer imkânı
sağlamak. |
Kaynak: İ.Mete Doğruer,
Üretim Yönetimi ve Organizasyonu,
Alfa Basım Dağıtım, 2005, s.385.
Yukarıdaki tabloda belirtilen avantajlarının yanı sıra, dış kaynağın aşağıda belirtilen riskleri de vardır[87]:
Ø Maliyet kontrolü yapamama,
Ø Finansal güçlük, yavaş uygulama, verilen sözlerin tutulamaması, sorumluluk, eksikliği, günlük kalite düşüklüğü vb. tedarikçi risklerinin ortaya çıkması,
Ø Beklenmeyen ücretler veya ekstra kullanım maliyetlerinin ortaya çıkması,
Ø Etkinlik artarken, üretim maliyetlerinin artması,
Ø Arz kısıtlamaları,
Ø Üst yönetimin daha dikkatli olması gereği,
Ø Modası geçmiş teknolojiye mahkum olma ihtimali,
Ø Uzun dönemde esnekliğin ve değişen işletme ihtiyaçlarının karşılanamaması.
Şirketler, amaçlarını ve seçim kriterlerini belirleyerek ihtiyaçlarını ve mevcut işlemlerini “en iyi” şekilde karşılayacak 3PL firmayı daha doğru seçebilirler. Sink ve diğerleri Amerika’da bir grup üzerinde yaptıkları araştırmada 3PL firmayı seçerken en önemli kriteri temel yetenekler olarak tespit etmişlerdir. Firmanın uzmanlık durumu, deneyimi ve güvenirliği genellikle temel yetenekler olarak bahsedilebilir. Bir tedarikçinin güvenilirliği ve inanılır olması, 3PL hizmetlerinin satın alınmasında son derece önemlidir. Fiyat, hizmette ikinci bir kriter olarak düşünülmüştür. Roberts sağlanan hizmet düzeyini, insan kalitesi ve maliyetini 3PL firmayı seçerken en çok kullanılan değerlendirme kriterleri olarak belirlemiştir. Maliyet ve hizmet temel konular olmakla birlikte, özellikle operasyonel alanda insan kalitesi de dikkate değer bir değişkendir[88].
Günümüzde sadece ürünlerin akışı değil, bilgi akışı da çok önemli hale gelmiştir. Bir yönetici, “Lojistik gittikçe daha çok bilgiye bağımlı hale geliyor; hatta lojistik bilgidir” demiştir. Bu yargı, lojistik performansı için bilgi sistemlerinin oynadığı anahtar rolü göstermektedir[89].
Tedarik zinciri içindeki tüm halkalar, iletişim halinde olmalı ve bilgi transferi kesintisiz, eksiksiz ve eşzamanlı olarak gerçekleştirilmelidir. Lojistik sistemini oluşturan bu halkaların bilgiyi kullanım şekilleri şöyledir[90]:
i) Tedarikçi Bilgisi: Hangi ürünler satın alınabilir? Hangi fiyatta? Teslim süresi ne kadar? Nereden teslim edileceği? Ayrıca siparişlerin durumu, değişiklikler ve ödeme planı bilgilerini de içerir.
ii) Üretim Bilgisi: Ne üretilebilir? Kaç tane? Hangi faaliyetlerle? Hangi teslim süresinde? Hangi satış şartlarında? Hangi fiyattan? Parti büyüklüğü nedir? Nerede olduğu taşınmak, nedir. Ne nicelikte. Ne biçim ile. Beyaz bedelde. Her yerde ne kadar çok depolanır. Ne liderlikle, ayarlar
iii) Dağıtım ve Perakendeci Bilgisi: Ne taşınıyor? Nereye taşınıyor? Miktarı nedir? Ne biçimde? Hangi fiyattan? Her biri ne kadar stoklanacak? Hangi teslimat süresiyle?
iv) Talep Bilgisi: Kim satınalıyor? Ne satınalıyor? Hangi fiyattan? Nerede? Hangi miktarda? Talep bilgisi, talep tahminini ve talep dağıtım bilgisini içerir.
Bilgi-iletişim fonksiyonu, lojistiğin temelinde yatmaktadır. Lojistikte bilişim,
sürecin önceden planlaması için gereken bilgilerin toplanması ile başlar. Bu
bilgilerle planlanan süreç ve performans kriterleri SCM programı içinde iş emri
haline getirilir. Bu bir bilişim işlemidir[91].
Bir lojistik bilgi sisteminin çıktıları şunları kapsar[92]:
Ø Fiyat veya performans verilerinin kısa raporları,
Ø Envanterlerin durum raporları veya sipariş süreçleri,
Ø İstisna, istenilen performansla fiili performansın kıyaslanması,
Ø Hareketi başlatan raporlar. Çıktı, yükleme ve nakliye faturalarının faturaları şeklinde de olabilir.
Bu bilgilerin yararlı olabilmeleri için şu özellikleri taşımaları gereklidir[93]:
Ø Bilgi doğru ve tam olmalıdır: Bilgi olmadan tedarik zincirinin gerçek durumunu görmek ve doğru karar vermek çok zordur.
Ø Bilgi güncel şeklinde kolay bulunur olmalıdır: Çoğu kez bilgi tam olarak bulunur, fakat zamanla güncelliğini yitirmiş ve erişilmesi zor olabilir. Böyle bir bilgi ile doğru karar alınamaz.
Ø Bilginin türü doğru olmalıdır: Bilgi, kullanılabilir olmalıdır. İşletmeler, karar alma sürecinde birçok gereksiz bilgiye sahiptir. Bu yüzden, işletmeler bilgileri kaydederken kullanacakları bilgileri seçmelidir.
İkinci bölümde, bilgi teknolojileri daha ayrıntılı olarak incelenecektir.
[1]
Stephen Hays Russell, Growing World of Logistics, Air Force
Journal of Logistics, Winter, 2000,
http://findarticles.com/p/articles/mi_m0IBO/is_4_24/ai_74582445/pg_1,
14.09.2006.
[2] A.g.e., 14.09.2006.
[3] Otomasyon Dergisi, sayı 136, 2003, http://www.bilesim.com.tr, 12.02.2006.
[4]
H. Ronald Ballou, Business
Logistics Management Planning Organizing and Controlling The Supply
Chain, Prentice Hall International, 1999, s.6.
[5] Osman Z. Orhan, Dünyada ve Türkiye’de Lojistik Sektörünün Gelişimi, İTO, 2003, s.7.
[6] Julien Bramel-David Simchi-Levi, The Logic of Logistics: Theory Algorithms and Applications for Logistics Management, Springer, 1997, s.1.
[7]
Stephen Hays Russell,
Growing World of Logistics, Air Force Journal of Logistics,
Winter, 2000,
http://findarticles.com/p/articles/mi_m0IBO/is_4_24/ai_74582445/pg_1,
14.09.2006.
[8]
Okan Tuna, Türkiye İçin Türkiye İçin Lojistik ve Denizcilik Stratejileri:
Uluslar arası ve Bölgesel Belirleyiciler,
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal
Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt:3, Sayı:2, 2001, s.194.
[9] Supply Chain Management Professionals-CSCMP, http://www.cscmp.org/Downloads/Resources/glossary03.pdf, 16.09.2006.
[10] Birdoğan Baki, Lojistik Yönetimi ve Lojistik Sektör Analizi, Lega Kitapevi, 2004, s.14.
[11] Otomasyon Dergisi, sayı 136, 2003, http://www.bilesim.com.tr, 12.02.2006.
[12] Atilla Yıldıztekin, Lojistik Sektör Yazısı, Ambar Dergisi, Kasım 2003. http://www.atillayildiztekin.com/dergi_ve_gazete_yazilari, 16.09.2006.
[13] Atilla Yıldıztekin, Lojistiğin Tanımları, Dünya Gazetesi, 07.02.2002. http://www.atillayildiztekin.com/dergi_ve_gazete_yazilari, 16.09.2006.
[14] Cargo@Cargo, Lojistiğin Tarihçesi, Bilgi Bankası, http://www.cargoatcargo.com/TR/bilgiBankasi/lojistiğinTarihçesi.asp, 22.03.2006.
[15]
Ruslan Tymofyeyev- Bruce Strom,
History of Logistics, University of Indianapolis,
http://business.uindy.edu/oei/dates/lsc/2003/Dist.Log.History.doc,
28.09.2006.
[16] Orhan, a.g.e., s.39.
[17] Alan Rushton-Phil Croucher-Peter Baker, The Handbook of Logistics and Distribution Management, Kogan Page, 2006, s.8.
[18] John Joseph Coyle-Edward J. Bardi, The Management of Business Logistics, West Publication Coperation, 1980, s.4.
[19] Robert B. Handfield-Ernest L. Nicholas, Supply Chain Redesign, Finansial Times Prentice Hall, 2002, s.2.
[20] David F. Ross, Intreduction to E-Supply Chain Management , CRC Pres LLC, 2002, s.7.
[21] Rushton-Croucher-Baker, a.g.e., s.9.
[22]
Cargo@Cargo, Lojistik Bilgi Bankası,
Lojistiğin Gelişimi,
http://www.cargoatcargo.com/TR/bilgiBankasi/lojistiginGelisimi.asp,
22.03.2006.
[23] Donald J. Bowersox-David J. Closs-M. Bixby Cooper, Supply Chain Logistics Management, The McGraw-Hill/Irwin, 2002, s.328.
[24]
Cargo@Cargo, Lojistiğin Gelişimi,
http://www.cargoatcargo.com/TR/bilgiBankasi/lojistiğinGelişimi.asp,
22.03.2006.
[25]
David F. Ross, Competing Through
Supply Chain Management: Creating Market-Winning Strategies
Through Supply Chain Partnerships,
Chapman&Hall,
1998, s.96.
[26] Otomasyon Dergisi, sayı 136, 2003, http://www.bilesim.com.tr, 12.02.2006.
[27] Atilla Yıldıztekin, Tedarik Zinciri Yönetimi, 3D Dergisi http://www.atillayildiztekin.com, 13.02.2006.
[28] Zafer Yaman, Talep Yönetiminde Arayışlar ve SCM, http://www.pazarlamadunyasi.com.tr/dergioku.php?haberid=29, 15.10.2006.
[29]
Beter Management, Business
Articles Seminars Management
Insights,
http://www.bettermanagement.com/topic/whatis.aspx?f=12, 16.10.2006.
[30] David Smichi Levi-Philip Kaminsky-Edith Smichi Levi, Design & Managing The Supply Chain Concepts Strategies & Case Studies, McGraw-Hill Irwin, 2003, s. 149.
[31] LODER Lojistik Derneği, Lojistik Terimleri, http://www.lojistik.org/lojistik derneği lojistik terimleri, 08.10.2006.
[32] Metin Çancı-Murat Erdal, Lojistik Yönetimi, UTİKAD Yayınları, 2003, s.48.
[33] M. Douglos Lambert-James R. Stock-Lisa M. Ellram, Fundamentels of Logistics Management, Irwin/McGrow-Hill, 1998, s.6.
[34] Martin Christopher, Supply Chain Management, FT Prentice Hall Financial Times, 1998, s.144.
[35] Donald J. Bowersox-David J. Closs, Logistical Management The Integrated Supply Chain Process, McGraw-Hill, 1996, s.139.
[36] UTİKAD, Lojistik Hizmetler, http://www.utikad.org.tr/loj-hizmet.htm, 10.02.2006.
[37] Atilla Yıldıztekin, Hedef Dergisi Yazısı, http://www.atilla yildiztekin.com, 10.02.2006.
[38] Mehmet Tanyaş, Türkiye Lojistik Sektörü İçin Strateji ve Çözüm Önerileri, 19.02.2006, Atılım Üniversitesi Ankara, slide:7, http://www.biymed.com.tr, 04.10.2006.
[39] Sahavet Gürdal, Türkiye Lojistik Sektörü Altyapı Analizi, İTO Yayınları 2006-14, EUROMAT, 2006, s.48.
[40] Murat Erdal, Küresel Lojistik, UTİKAD, 2005, s.146.
[41] Lojistik ve Ulaştırma İlişkisi, http://www.biymed.com/pages/makaleler/makale91.htm, 02.11.2006.
[42]Atilla Yıldıztekin, Lojistik Sektörünün 20 Yıllık Geçmişi, Dünya Gazetesi 05.08.2004, http://www.atillayildiztekin.com/dergi_ve_gazete_yazilari, 16.09.2006.
[43] Mehmet Tanyaş, Lojistik ve TZ Yönetimi, Otomasyon Dergisi, Sayı 136, Eylül 2003, http://www.bilesim.com.tr, 12.02.2006.
[44] Mehmet Şakir Ersoy, Lojistiğin Önemi ve Türkiye, V. Lojistik Yönetim Zirvesi Ekol Zirve Özel Dergisi, 16-17 Nisan 2003.
[45] Bowersox-Closs-Cooper, a.g.e., s.31.
[46] Rushton-Croucher-Baker, a.g.e., s.163.
[47] Erdal, a.g.e., s.147.
[48] Lambert-Stock-Ellram, a.g.e., s.10.
[49] Baki, a.g.e., s.26.
[50] Erdal, a.g.e., s.147.
[51] Ersoy, a.g.e., s.38.
[52] Avrupa Birliği Merkezi, Tedarik Zinciri Sunumu, http://www.abm-istanbul.org/dokumanlar/abm/seminer/20031216_tedarik/sunumis.ppt#29, 04.04.2006.
[53] Tuna, a.g.e., s.194.
[54] Bülent Kobu, Üretim Yönetimi, Beta Basım Yayım, 2005, s.237.
[55] Orhan, a.g.e., s.16.
[56]
Logistics Quotes,
Navy Supply Corps Newsletter, May-June 2003,
http://findarticles.com/p/articles/mi_m0NQS/is_3_66/ai_101940760/pg_1,
(18.10.2006)
[57]
İGEME, a.g.e., s.20.
[58]
Copacino, a.g.e, s.34
[59] Bramel-Levi, a.g.e., s.3.
[60] Tanyaş, a.g.e., slide:4
[61] Çancı-Erdal, a.g.e., s.51-52.
[62] Ahmet Hamdi İslamoğlu, Pazarlama Yönetimi Stratejik ve Global Yaklaşım, Beta Basım Yayım, 2000, s.419.
[63] Lütfi Aygüler, International Transportation and Logistics, School of Applied Disciplines Department of Logistics, 1999, s.142.
[64] Christopher, a.g.e., s.44.
[65] Çancı-Erdal, a.g.e., s.67.
[66] Rushton-Crouker-Baker, a.g.e., s.37.
[67] T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı, Ulaştırmanın Dış Ticaretimizdeki Önemi, http://www.dtm.gov.tr/ead/ekonomi/sayi5/ulastirma.htm, 05.11.2006.
[68] Hasan Özgen, Lojistik ve Ulaştırma İlişkisi, http://www.biymed.com/pages/makaleler/makale91.htm, 02.11.2006.
[69] Zeyyat Sabuncuoğlu-Tuncer Tokol, İşletme I-II, Örnek Kitapevi, 1987, s.200.
[70] Bowersox-Closs-Cooper, a.g.e., s.328.
[71] Sunil Chopra-Peter Meindl, Supply Chain Management Strategy Planning and Operation, Prentice Hall, 2000, s.55.
[72] Serdar Aydıntuğ, İ.Ü Ulaştırma ve Lojistik Y.O. Yayımlanmamış Ders Notları, İstanbul, 2001.
[73]
Council of Supply Chain Management Professionals,
http://www.cscmp.org/Downloads/Resources/glossary03.pdf, 29.10.2006.
[74] Deborah L. Bayles, E-Commerce Logistics&Fulfillment Delivering The Goods, Prentice Hall PTR, 2001, s.258.
[75] REVLOG- The European Working Group on Reverse Logisitcs, http://www.fbk.eur.nl/OZ/REVLOG/, 07.11.2006.
[76] Usha Subramaniam-Joyendu Bhadury-H.
Steve Peng,
Reverse Logistics
Strategies and Implementation: A Pedagogical Survey,
Journal of The Academy of Business and Economics.
http://findarticles.com/p/articles/mi_m0OGT/is_1_4/ai_n8690406/pg_3,
02.11.2006.
[77] Çancı-Erdal, a.g.e., s.114.
[78] Lambert-Stock-Ellram, a.g.e., s.19.
[79] Lambert-Stock-Ellram, a.g.e., s.266.
[80] Bowersox-Closs-Cooper, a.g.e., s.382-383.
[81] Kent N. Gourdin, Global Logistics Management, 2006, Malden MA Oxford : Blackwell Pub s.131.
[82] Ahmet Hamdi İslamoğlu, Pazarlama İlkeleri, Beta Basım Yayım, 2002, s.303.
[83] İGEME, a.g.e., s.21.
[84] Baki, a.g.e., s.114.
[85] Atilla Yıldıztekin, Hedef Dergisi, Lojistik Sektörü Yazısı, Ağustos 2004, http://www.atillayildiztekin.com/dergi_ve_gazete_yazilari, 15.10.2006.
[86] Atilla Yıldıztekin, 3PL, İGEME Dergisi, Temmuz 2003, http://www.atillayildiztekin.com/dergi_ve_gazete_yazilari, 29.10.2006.
[87] İ. Mete Doğruer, Üretim Yönetimi ve Organizasyonu, Alfa Basım Yayım Dağıtım, 2005, s.86.
[88] Baki, a.g.e., s.98.
[89] William C. Copacino, Supply Chain Management, CRC Pres LLC, 1997, s.126.
[90]
Chopra-Meindl, a.g.e., s.337.
[91] Tedarik Zinciri Yönetimi, Otomasyon Dergisi, Ekim 2005, Sayı 161, http://www.bileşim.com, 08.11.2006.
[92] The Supply Chain Consortium, http://scrc.ncsu.edu/public/DEFINITIONS/J%20-%20L.html, 07.11.2006.
[93] Chopra-Meindl, a.g.e., s.337.