İNTERNET'TE EĞİTİM
Gelişmekte olan kitle iletişim teknolojileri bağlamında dünyada uzaktan eğitim sistemlerinin tarihsel analojik yapılan incelendiğinde aslında tüm farklı uzaktan eğitim modellerinin temelinde aynı sorunların var olduğu görülmektedir: Bilgiye aç olan ancak ekonomik, fiziksel ve zaman yetersizliği vb. nedenlerle orta ya da yüksek öğrenim olanağı bulamayan bireylere, öğrenim görebilecekleri uygun koşullan sağlama ve eğitimde fırsat eşitliği yaratma kaygıları yılar boyunca eğitim bilimcilerin temel sorunu olagelmiştir.
Bireylerin sözü edilen sınırlılıkları doğrultusunda evlerinden çıkmadan eğitim almalarını amaçlayan uzaktan eğitim modellerinin dünyadaki ilk örnekleriyle mektupla eğitim sürecinde karşılaşıldığına, değinilmişti. Bu süreçte modelin hedef aldığı temel öğrenci gurupları; evlerinde, üniversitenin onlara gönderdiği kitapları okuyup, yine üniversite tarafından yollanan sınav sorularını evlerinde yanıtlayarak üniversite mezunu olabiliyorlardı. Bu yöntemin, bir ara ülkemizde, meslek edindirme amacıyla "elektrik-elektronik " eğitimi alanında sertifika vermeyi amaçlayan ve kamusal eğitim kurumlan dışında, özel kurslar ve girişimciler tarafından da kullanıldığı bilinmektedir. Halen Türkiye'de üniversiteye ve özel okullara hazırlık evresinde kullanılan fakat yaygınlık kazanamayan bu model, aslında Amerika Birleşik Devletleri ve Avustralya'da yaygın olarak kullanılmaktaydı.
Bu sürecin ardından, özellikle Avustralya'da oldukça yaygın olan "Radyo Üniversiteleri" nin ortaya çıktığı görülmektedir. Modelde, öğrenciler dersleri öğretim üyesinin sesinden dilemekte, sınav sorularını mektupla yayınlayarak üniversite eğitimlerini tamamlayabilmekteydiler.
İlerleyen dönemle beraber, eğitim sürecinde televizyonda görüntü ve multimediaya özgü unsurları sıkça yer aldığı "Açık Üniversiteler" yaygınlaşmaya başladığı zaman artık, öğrenciler öğretim elemanının görüntüsünü ekranda görebiliyorlardı. Türkiye'nin belki en başarılı eğitim programı olan Açık öğretim aracılığıyla binlerce kişi, üniversite diplomasına fiilen üniversiteye gitmeden kavuşabilmişti.
Fakat diğerlerine kıyasla tutarlılığını kanıtlamış bu uzaktan eğitim modelinde dahi, yüz binlerce öğrencinin derslere aynı anda ve aktif olarak katılımı mümkün olamamıştır. Bunun yanında, söz konusu öğrencilerin televizyonda dersi izlerken ya da kitaptan okurken anlayamadığı noktaları veya cevabını bilmek istediği soruyu öğretim üyesine sorabilecek bir etkileşim ortamı yakalayamadığı sorunsaldı, batıda olduğu gibi ülkemizde de halen eğitimcileri düşündürmektedir.
Bu doğrultuda mevcut tüm uzaktan eğitim modellerinin bilinen eksiklerine karşı, yeni model arayışları, "İnternet Üniversiteleri" kavramını gündeme getirmiştir. Bu noktada hemen şunu belirtmek gerekmektedir ki, internet aracılığıyla hizmet veren sanal üniversite fikrinin doğmasından önce, internet ortamlı eğitim yine üniversiteler bazında, ancak daha farklı bir şekilde verilmekteydi. Bu sistemin en sık karşılaşılanı, üniversitelerin internet ağı üzerinde açılanı "Home Page" (web alanı) dir. Üniversite adayları internet üzerinde sörf yaparken bu odaları ziyaret etmekte ve öğrenim görmeyi arzuladıkları üniversiteyi daha yakından tanımaya çalışmaktadırlar.
İnterneti temelde üniversite seçiminde kullanmaya yönelik bu çabadan Amerika Birleşik Devletleri ve diğer Batı ülkelerinde lisans ve yüksek lisans eğitimi almak isteyip de Türkiye gibi denizaşırı ülkelerde yaşayan öğrencilerin bu kurumlarla doğrudan bağlantı kurma girişimleri izlemiştir.
İnternet ortamlı eğitimin en önemli özelliğini, eğitim sürecinde yapılacak araştırma ve literatür taramalarındaki kolaylık oluşturmaktaydı. Yeryüzündeki çok çeşitli kaynaklardan depolanmış sınırsız bilgiye, kısa sürede ve kısıtlamasız ulaşabilmek, eğitimde ve öğrenciler için eşi bulunmaz bir olanak yaratmaktaydı. Ağın yarattığı tüm bu fırsatlar, iletişim ve eğitimbilimciler tarafından eğitimin yaygınlaşması ve kolaylaşması olarak nitelendirilmekteydi, Fakat, internet'i yalnızca bu açıdan kullanmak, eğitim sürecinde karşılaşılan güçlükleri kısmen engelleyebiliyordu.
Madalyonun öteki yüzünü ise; ekonomik sıkıntılar ve zaman sorunu nedeniyle eğitimlerini tamamlayamayan ya da hiç fırsat bulamayan bireylerden meydana gelen çok büyük bir kitle oluşturmaktaydı. Akademik kurumlar tarafından internet yayıncılığının avantajlarını kullanılarak sözü edilen kişilere eğitimin ulaştırılmasına çalışılmıştır. Bu çabalar sonucunda, "internet" ve "Açık Üniversite" deneyimlerinin birleştirilmesi ile egitim bilimciler, uzun süredir üzerinde tartıştıkları alternatif bir uzaktan eğitim projesini , "sanal üniversite" ya da yaygın deyişle " İnternet Üniversiteleri" adı altında hayata geçirme şansını yakaladılar (inter, network, 1997:26-27).
Çevremize baktığımız zaman iletişim teknolojilerindeki gelişmelerin çok hızlı olduğunu görüyoruz. iletişim Teknolojilerinde (uydu, televizyon sistemi, bilgisayar, internet vb) meydana gelen hızlı gelişmeler aynı zamanda diğer bir çok alanı da (şirket yönetimi, devlet sistemi, radyo ve televizyon kanalları vb) etkilemektedir. Bunlara ilave olarak eğitim alanını belirtebiliriz. Eğitim sistemi de iletişim teknolojilerinde meydana gelen gelişmelerden etkilenmektedir. Eğitimi en çok etkileyen internet üzerinde meydana gelen gelişmelerdir. Eğitimcilerin ilgilerini yoğunlaştırmaları gereken nokta, internet'in eğitim yapısını nasıl etkileyebileceğidir.
Günümüzde artık hemen hemen tüm eğitimciler, internet'in eğitimin yeniden yapılanmasında mutlaka kullanılması gerektiği düşüncesinde birleşmektedirler. Fakat internet'in nasıl kullanılacağı konusunda ayrıntılı bilgi sahibi değillerdir.
Öğretmenler size yardımcı olmalı ve gönüllü olarak sizin tarafınızdan seçilmiş olmalıdır. Bağımsız olarak öğrenmenize yardımcı olan sayısız web kaynakları vardır. Ve bu site bu kaynaklarınızı kullanmanızı sağlar.
Okulun öldüğünü söylemek akıllıca olur. Bu bize okullarda öğretilmeli. “okul öldü” başlığı ilk olarak EVERETT REIMER kitabında başlık olarak kullanmıştır. Bu kişi uzun yıllar üçüncü dünyadaki zavallı çocuklar için okul reformları yapmış tecrübeli bir uzmandır. Fakat gelenek dışı akılcılık dediğimiz şey uzun binlerce yıl okulların şüpheli kısmını oluşturmuştur. Büyük düşünürler okulları eleştirmişler ve düşünceleri Roma İmparatorluğu döneminde öğretim görenleri büyük ölçüde etkilemiştir. Modern dünyada ise Nobel ödülü kazanlar okulun bir zaman kaybı olduğunu ve çoğu şeyi okul dışında öğrendiklerini söylemişlerdir. Herhangi bir durumda, öğrenmenin okula devam etmekle bir ilişkisi olmadığı bilinmektedir. Bugün Amerika da bir milyonu aşkın çocuk evde öğrenim görmektedir. Ve dünya çapında binlerce çocuk çoğu şeyi okul dışında öğrenmektedir. Burada söylemek istediğim şey ailelerin veya şahısların öğrenmek için kendi metotlarını seçmiş olmalarıdır. Fakat bazı gruplar bu özgürlükten korkmaktadır.
Özgürlüğün özel okul sistemini yıktığını ve özel eğitimin demokrasi için gerekli olduğunu düşünenlere bu sistemlerin çok iyi incelenmesi gerektiğini söylemeliyim. Demokratik Cumhuriyet Hükümetleri hükümet kontrollü okullar olmadan gelişebilirler. Örneğin;Amerika’nın ilk kurucuları herhangi bir okul sistemi olmaksızın çok şey başarmışlardır. Eğer okul özgür bir toplumda yaşamanın en önemli unsurlarından biriyse o zaman okula devam etme diktatör bir şekilde mecburi tutulmuştur.
Okulun modasının geçtiğini gösteren teknolojik gelişmelere göre yeni bilgi ve öğretim için başka kanallar bulmamız gerekir. Çoğu kolejler açık öğretim adaylarına sahiptir ve bu bağımsız öğrencilerin çok etkili olduklarını düşünmektedirler. O zaman ilk ve orta öğretim sınıflarından vazgeçilebilir mi?Eğitim eleştirmenleri bu sistemde çalışan insanlardan korkmaktadırlar.Fakat bizi öğrencilerin daha iyi öğrenmelerine yardım etmek için bir sistemle veya sistem dışı teşvik etmelidirler.Bir eğitim sisteminin esas problemi hangi kaynakların eğitim oluşturduğu değil sistemin öğrencilere ne sağladığıdır.
Binlerce anne babanın gözlemlediğine göre çocuklar gerçekten evde okumayı öğrenebilmektedir. Bu çok iyi bir eğilimdir. Çünkü bazı çocuklar okulda okumayı öğrenememektedir. Özgürce öğrenme hakkında bilgi isteyen insanlar evde herhangi bir konu hakkında kaynak rehberleri bulabileceklerdir. Evde öğrenen çocukların ve diğer yüzlerce bağımsız öğrencilerin tecrübeleri kitaplarda, makalelerde ve internet kaynaklarında kaydedilmiştir. Bu kayıtlar size özgürce öğrenme maceranızda yardımcı olabilir.
Sosyalleşme, evde öğrenmenin en iyi faydalarından biridir. Çocuklarının serbest olarak evde öğrenirken kendilerine güvenlerinin arttığını gören karım dahil olmak üzere birçok anne baba vardır. Okullarda çocukları yaşlarına göre sınıflandırma öğrenmeyi engeller ve birçok ülkenin tarihinde artan okul devamlılığı sosyal suç oranını arttırmıştır. Gençlerdeki suç oranları sadece bu konuyla ilgili değildir. Bu suçlar birçok psikologa göre dünyanın birçok bölgelerinde var olan zorunlu okul sisteminin de çocukların kendine güven duygusunun azalmasından ortaya çıkmıştır.
Birçok uzmana göre hükümetin çocukları sosyalleştirme çabaları yanında eğitimdeki esas rolün unutulduğu düşünülmektedir. Amerika anayasa mahkemesi, eğitim özgürlüğü konusunda dönüm noktası sayılabilecek bir davada şöyle söylemiştir; “çocuklar devletin savunmasız yaratıkları olarak düşünülemez onları besleyen ve kaderlerini çizen insanlar var olan kanunları ve zorunlulukları onlara gösterme hakkına sahiptirler.”
Bağımsız öğrenciler en iyi şekilde yabancı dilleri, dünya tarihini ve diğer gerekli tüm konuları öğrenebilirler. Sınıf içi ve dışı gönüllü katılım yeni bir sivil toplum oluşturabilir. Bu da karşılıklı anlayış ve iletişim oluşturur.
Okul olmaksızın özgürce öğrenebilirsiniz.Fakat öncelikle kendiniz için kaynak bulmanız gerekebilir.Kendi kendine öğrenme yapabileceğiniz web dünyasını kullanabilirsiniz. Bağımsız öğrenciler için uygun olan eğitim kaynakları sınırsızdır ve gittikçe artmaktadır.
Yeni bir medya olan internet Ağı'nın iletişim sürecinde yarattığı temel avantajlarının, uzaktan eğitim sürecidne uygulanması için ortaya koyduğumuz önerileri içeren oryantasyon sürecini, ekonomik koşullar üzerinde konumlandırmayı uygun görmekteyiz. Çünkü, uzaktan eğitim modellerinin en temel amacı olarak kabul edilen, yüzbinlerce kişiye eğitim verebilme hedefine internet ortamlı eğitim sürecinde ancak tüm bireylerin bilgisayar sahibi olması ve internet ağına bağlanabilme koşulunu gerçekleştirmeleri sonucu ulaşılabilir. Aşağıda, bilgisayar ve internet kullanımının finansal açıdan optimum kullanabilirlik düzeyine getirmesi, ilaveten, sanal eğitim kuruluşlarının olası ticari eğilimlerinin yönünun ne olması gerektiği ile ilgili öneriler yer alacaktır. Bu konuda üzerinde önemle durulan bir diğer husus ise oryantasyon önerisinin yalnızca ülkemiz gerçekleri göz önüne alınarak hazırlanmış olmasıdır.Kısaca sözü edilen çalışma, ülkemizde internet'in uzaktan eğitim sürecine adaptasyonunu sağlamaya yöneliktir, Bu koşulların ve önerilerin diğer ülkelere göre farklılık gösterebileceği göz ardı edilmemelidir.
Sanal eğitim kurumlarının hedeflenen amaçlara ulaşabilmeleri için Türkiye'de bireylerin ortalama ekonomik gelir düzeyleri ve satın alma güçleri de göz önüne alındığında internet tabanlı eğitim sürecinin hedeflenen başarıyı kazanabilmesi için öncelikle şu sorunlar üzerinde durulmalı ve çözüm yolları olmalıdır.
İnternet Eğitimi Uygulamasının Başarılı Olabilmesi İçin Gerekli Hususlar
• Bilgisayar ve bilgisayarla tüketim malzemelerinin hatta internet erişim ücretlerinin dolar bazında pazarlandığı ülkemizin ekonomik koşullarını dikkate alındığında, maddi olanaksızlıklar nedeniyle geleneksel eğitim sürecine bile katılamayan bireylerin internet kanalıyla sanal eğitim almalarını beklemek bir ütopya olmaktan öteye gidemeyecektir. Bu nedenle öncelikle bilgisayar ve internet bağlantı ücretlerinde makul bir fiyat/alım gücü korelasyonu sağlanmalıdır. Kısaca bireylerin alım gücü (refah düzeyleri) ya da teknoloji ucuz bir fiyatla pazarlamalıdır. Böylelikle birim çare başına düşen bilgisayar sayısı artacak ve bireyler sanal eğitim alma şansını yakalayabileceklerdir.
• Türkiye'de yapılan araştırmalar, bilgisayar satışlarının Çek Cumhuriyeti ya da Polonya gibi Avrupa ülkelerini geride bırakmasına karşın, birey ve kurum başına internet kullanımı açısından bu ülkelerden çok geride olduğunu göstermektedir. Türkiye'de bilgisayarlar çeşitli alanlarda yoğun olarak kullanılmakta ancak birim bilgisayar başına düşen yazıcı, tarayıcı veya modem sayısı yetersiz kalmaktadır. Diğer bir ifadeyle, insanlarımız bilgisayarı basit birtakım gereksinimlerini gidermek ya da cep telefonu kullanımında olduğu gibi modayı izliyorlarmış gibi kullanmaktadırlar. Bilgisayar alabilecek maddi güce sahip insanlarımızın, fax-modem ya da bilgisayara bağlı kamera gibi yan ürünleri kullanmıyor olmaları maddi olanaksızlıktan öte, konu hakkında yeterince bilgilerinin bulunmamasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle uzaktan eğitim sürecinde sanal eğitim modelleri verimli olarak kullanılmak isteniyorsa öncelikle yapılması gerekenlerden birisi de insanlarımıza bilgisayarla yazı yazmaktan öte daha farklı olarak neler yapabileceklerinin öğretilmesi gelmektedir. En azından internet, toplumumuzda ne ölçüde tanınıyor, bu konu araştırmalı ve bilgisayar kullanıcısı bireylerin internet Üniversiteleri dahil olmak üzere bu ağın diğer tüm avantajlarının farkına varmaları sağlanmalı, onlara geleceklerini ve kariyerlerini internet ağı sayesinde de yönlendirebilecekleri anlatılmalıdır.
• Tüm çabalara karşın, bireylerin evlerinde kendi bilgisayarlarıyla internet Ağı'na bağlanmaları sağlanamıyorsa, devlet tarafından gerçekleştirilebilecek girişimler sonucu yerleşim birimlerinde, yeterli yaygınlıkta ve kitlelerin yararlanabileceği kapasitede "internet Erişim Merkezleri" kurulmalı ve bu birimlerde bireyler hem bilgilendirilmeli hem de ağa bağlanmaları için onlara olanak yaratılmalıdır.
• Bu konuda üzerinde durulması gereken bir diğer nokta ise, eğitim kurumlarının ticari amaçlarını sanal ortama taşımamalarının gerektiğidir. Diğer bir deyişle, eğitimin kamu yararına yapılan bir faaliyet olduğu unutulmamalı ve eğitim modelleri internet ortamına aktarılırken aşırı gelir, rant ya da reklam arayışından uzak durulmalıdır. İnternet ortamında eğitim vermenin bir eğitim kurumu için ekonomik açıdan çok zor olmaması, internet ağının en büyük avantajlarından birisi olarak kabul edilmelidir.
Yüzyılımızın sonlarına geldiğimiz bu günlerde, teknoloji alanında yaşanan gelişmelerin, enformasyonun nitelik ve nicelik olarak artmasına ve çeşitlenmesine neden olmasının yanı sıra bilginin kitlelere sunuluş tarzında da müthiş bir dönüşüm ve değişim sürecini başlattığı görülmektedir. Oysaki birkaç yıl öncesine kadar, yirmibirinci yüzyılın başlarında elektronik biliminde ortaya çıkan yeniliklere hız kazanan iletişim teknolojilerindeki gelişimin, sonuçları klasik ve uzaktan eğitim alanında değişime yol açacak bir süreci başlamış olabileceği, hiç kimse tarafından tahmin edilememiştir. Günümüzde bu gelişmeler sonucu internet adı altında, kitle iletişimi alanında gerçekleştirilen devrimin, eğitim sürecindeki yansımaları ise dünyadaki çoğu iletişim ve eğitim bilimciyi adeta şoka uğratmıştır.
Alternatif bir medya olarak da ticari internet Ağı'nın, kitle iletişim sürecinde ortaya koyduğu "etkileşim", "eşzamanlılık" (senkron veri akışı), "zaman ve mekan sınırını ortadan kaldırma"," iletişim dönencesi" gibi geleneksel kitle iletişiminde yer almayan yeni medyalara özgü avantajlarının kitle iletişim araçları kullanılarak gerçekleştirilen uzaktan eğitim sürecine uyarlanabileceğinin anlaşılması, bu eğitim modelindeki aksaklıkların ve birtakım yetersizliklerin yeniden sorgulanması sürecini başlatmıştır.
Türkiye'de, Açık Üniversite deneyi ile günümüze kadar çeşitli sosyo-ekonomik nedenler sonucu üniversite eğitimi alamayan ya da üniversite sınav sistemi mağduru olan yüzbinlerce bireye eğitim olanağı sağlanmıştır. Ancak, bu modeli başarıyla uygulayarak, toplumumuzda olduğu gibi Batı da da ilgi gören Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi'nin bile günümüz modem bilgi toplumunun eğitime yönelik ihtiyaçlarını, geleneksel ve yaşlanmış kitle iletişim araçlarıyla karşılamaya çalışırken güçlüklerle karşılaşmadığını söylemek mümkün değildir.
Dolayısıyla, eğitimin tek yönlü olması ve öğrencinin derslere etkin olarak katılmamaları konusunda gerek eğitimciler gerekse öğrenciler tarafından sürekli eleştirilen Açık Üniversitelerin aksaklıklarını giderebilmek için var olanın yanında internet ağını da hedef kitleye ulaşabilecek yeni bir medya olarak kullanmaları gerekmektedir.
Bu nedenle internet Üniversiteleriden uzaktan eğitim sürecine oryantasyonunda karşılaşılan ekonomik sorunlar akılcı yollarla çözülmeli ve Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi'nde Batı 'da olduğu gibi derslik, televizyon ve kitabın yanında internet üzerindeki "sanal sınıflar" da eğitim verilmeye başlanmalıdır. Böylelikle, radyo, televizyon ve kitabın yanı sıra internet üzerinden verilecek dersler, Açıköğretim Fakültesi'nin ve kurulacak diğer birimlerin gücünü artıracak ve konumunu sağlamlaştıracaktır.