
www.bilgisite.com
Bilgi Güçtür
E-İŞ sadece kurumsal veya büyük çaplı şirketler için geçerli değildir. Küçük veya orta ölçekli yani kısaca KOBİ olarak nitelendirebileceğimiz şirketler içinde E-İŞ yönetim modelleri mevcuttur. Yeter ki neyin hangi sırada ve ne şekilde yapılabileceği bilinsin.
Orta ölçekli firmaların en büyük korkusu maliyetlerdir. Bilgisayar alınmasına karşı değillerdir iş sadece bilgisayar almakla bitmiyor denildiğinde arkasından gelecek olan maliyetler gözlerini korkutur, iştahlarını kaçırır. Özellikle çevrelerinde bu işten “anladığını” iddia eden kişi veya firmaların yönlendirmeleri neticesinde yanlış yola sapanlar o kadar çok ki...!!! Sizin de tanıdığınız buna benzer yanlışları yapmış firmalar yok mu ?
Benim tanıdığım bu işe hevesli bir arkadaşımın yakından şahit olduğum E-İŞ serüveninden bahsetmek sanırım yeterli olacaktır. Burada doğal olarak firma i
smini vermeyeceğim ama yaşananlar tamamen gerçek ve benimde şahit olduğum zaman inanamadığım türden...
Elektronik mühendisi olan arkadaşımın elektrik ve taahhüt üzerine olan bir firması var. Amacı öncelikle internet dünyasına girmek ve sitesinden tanıtımlarda bulunmak. İlk önce firma isminden site adı belirlenmesi ve alınması için gerekli işlemlere başladık. Tabii hem “com.tr” hemde “.com” uzantılı isimlerin alınmasının gerekliliğini , özellikle rakip firmaların aynı isimle ama farklı uzantılı isimler alarak rekabeti başka yönlere kaydırabileceğini geçmişte yaşanan örneklerde vererek uzun uzun anlatmak zorunda kaldım. Internet dünyasının kendine has kurallarıyla ilk bu şekilde tanışmıştı.
Internet dünyasında bulunmak için sadece sitesinin olması yeterli değildi. Sürekli nete bağlı olacak ve oradan gelecek her türlü e-postaların zaman geçirmeden cevaplanması gerektiğini ve bunun bir alışkanlık haline gelmesinin zorunluluğunu göstermem gerekiyordu. Özellikle internet’ten e-posta gönderen kesimin belirli bir çizgisinin olduğunu ve buna uyması gerektiğini söylediğimde çok şaşırmıştı. Kendisinin de artık e-pazaryeri oyuncusu olduğunu ve nette kendi sektörüyle ilgili araştırmalar yapması gerektiğini, firmaları, hizmetleri, ürünleri takip etmesi gerektiğini anlatmaya çalışıyordum. Bu tür düşünme ve çalışma şekli, arkadaşıma ve ona benzeyen diğer kişilere yabancıydı.
Çok değil bir sene önce yaşanmaya başlanan bu olayların ilk başında arkadaşım bağlı olduğu organize sanayinin anlaşmış olduğu kuruluş üzerinden internete bağlanmaya başlamıştı. Ancak altı ay geçtikten sonra bu kuruluş, rekabete dayanamaması nedeniyle işi bıraktı ve arkadaşımında nete bağlantısı biranda kesildi. Alternatif bağlantılar araştırılırken Türk Telekom’un ADSL hizmeti en uygunuydu. Ancak gene bir yatırım yapacak ve ADSL modem alacaktı. Geçen süre içinde sürekli bir şeyler için ödeme yapıyor ama karşılığını tam alamıyordu.
Bağlantının tekrar sağlanması ve düzenlemelerin yapılmasından sonra üçüncü bir bilgisayarın gerekliliği ortaya çıktı. Aynı bilgisayar üzerinden hem kendisi hem sekreterinin çalışması mümkün olmuyordu. Diğer bilgisayar paylaşımlı olarak muhasebe ve satış tekliflerinin hazırlanması için kullanılıyordu. Küçük çaplı bir network kurulması artık kaçınılmazdı.
Firmanın sekreterine alınan bilgisayar ve sonrasında e-postaların ve sektör firmaların takip işini verdiğinde ise karşımıza virüslere bulanmış bilgisayar çıktı. Korumasızca internete açılan bu bilgisayara gelen e-postalardan ya da ziyaret edilen sitelerden bulaşan virüsler nedeniyle bilgisayarını formatlamak ve yeniden kurmak zorunda kaldık. Internetin kendine has olan bir başka kuralıyla tanışması biraz acı olmuştu. Yedek almayı ihmal ettiği için kaybettiği verileri tekrar oluşturmak için harcadığı zaman ona pahalıya mal olmuştu.
Bir virüs programının satın alınması ve bunun tüm bilgisayarlara yüklenmesi, sürekli güncellemelerin yapılması gerekiyordu. Bunun içinde yine bir harcama yapacaktı, karşılığını almadan...Zaten bugüne kadar da alamamıştı.
Sitesi, o zamanki bir internet servis sağlayıcısı üzerinde tutulmaktaydı. Ancak bu sağlayıcı da rekabete dayanamadığı için kapanmak zorunda kaldığından arkadaşımıza başka bir servsi sağlayıcısı bulma arayışına girdik. Bu arada acaba kendi WEB sunucusunu kuramaz mıydı ? Arkadaşım bunu bir yerden okumuş ve bende yapabilir miyim diye düşünmüştü. Hem ileride yapmayı düşündüğü e-ticaret sitesi içinde bir başlangıç olacaktı. Bunun olabilme maliyetlerini ilk yatırım olarak çıkardığımda yine şaşırmıştı. Sunucu özellikli bir bilgisayar alması gerektiğini, bunun üzerine şimdiye kadar tanımadığı bir işletim sistemi kurması gerektiğini ve site tasarımının bu işletim sisteminin desteklediği formatta tekrardan gözden geçirilmesini, e-ticaret işi için yine bir başka veritabanı kullanması gerektiğini uzun uzun ve bir kaç kez de değişik yollardan anlatmak zorunda kaldığımı tahmin edersiniz. Bildiği, aşina olduğu işletim sistemini seçmesi için lisans bedeli ödemek zorunda olduğunu oysa bu işletim sisteminde lisans maliyetlerinin olmadığını ekledim. Ayrıca ne yazık ki bilinen işletim sisteminin açığının çok olduğunu ve internet dünyasında yer alan bazı insanların sırf bu açıkları kullanarak bilgisayarları çökertme tekniklerini geliştirdiklerini söylediğimde bana “iyi o zaman bu işe hiç bulaşmayalım” dediğini hatırlıyorum. Gözü korkmuş ve çekinir olmuştu. Kendi işiyle mi uğraşacak yoksa internet dünyasının ne zaman nerden çıkacağı belli olmayan kurallarını mı takip edecekti ? Ya da firmasına bu işlerle uğraşacak yeni bir eleman mı alacaktı ? Bu elemanın da güvenilir ve bilgili olması nasıl sağlanacaktı. Arkadaşı olarak ben yardım ve danışmanlık yapıyordum ama herkesin böyle bir imkanı yok ki...Peki onlar nasıl emin olacaklar ?
Başına gelen son olay ise e-ticaret işine girme isteğinden sonra oldu. Özellikle Türkiye’de olmayan kendi konusunda malzeme alım-satım konusunda bir site yapım düşüncesine girdiğinde ve ilerlemeye başladığında artık ben yetişemez oldum. Banka kredi kartları kontrolünden, veritabanı uygulamalarına, e-ticaret site programlarından, resim arşivlemeye kadar tüm konulara girmek zorunda kalıyordu. Tüm bunları kendisinin yapmak zorunda kalması maliyetler yüzündendi...Çünkü bu zamana kadar sürekli aldığından daha fazlası cebinden çıkmıştı. İşi bu olan firmalara gittiğinde de henüz iş başlamadan ona göre ve bana göre de bu durumda olan firmalar için ciddi sayılabilecek ödemeleri yapmak zorundaydı.
Hatırladığım, hatırlamadığım onca olay sonrası arkadaşım henüz vazgeçmedi. Internet dünyasına ve e-pazaryerinin bir oyuncusu olması gerekliliğine inanmıştı bir kere...Her kazancın bir kaybı olacak felsefesinden hareketle çalışmalarına ve yatırımlarına devam ediyor.
Dışardan bir gözle bakıldığında işlerin reklamlarda, broşürlerde, tanıtımlarda gösterildiği, anlatıldığı veya yazıldığı kadar kolay olmadığını görüyoruz. Özellikle küçük ya da orta ölçekli firmalara hizmet götüren, veren firmaların çok bilinçli hareket ediyor olması gerekiyor. Bir çok büyük firmanın birleşerek bir paket olarak çözüm sunmaları da buna dayanmakta. Ancak çözümün sadece paketi satmak olmadığı, öncesinde ve sonrasında destek hizmetinin çok daha önemli olduğunu bilmek ve hissettirmek gerek...
Son Söz : Kazanırken kaybetmeyi, kaybederken kazanmayı göze almak gerek......