
www.bilgisite.com
Bilgi Güçtür
Sitemizle ilgili düşüncelerinizi, önerilerinizi, şikayet ve istekleriniz için çekinmeyin,
tiklayın...!!!!
??? Kimim ben, ne yaparim, nelerden hoslanirim, nelere kizarim ???
Ben Ahmet ÖZKAN,,,
1965 İstanbul doğumluyum. Yani bulunduğun yıla göre değişen bir yaştayım. Yolun yarısına yaklaşmaktayım. Halen Istanbul'da oturuyorum. (Buna oturmak denirse tabii...) Arada bir Mersin'de yaşadıysam da iki yıl sonra geri geldim köyüme. (Işte bundan sonra Istanbul'da yaşamak ve ayrı kalmak nedir öğrendim...)
2007 yılında IT Business Weekly Dergisinde çıkan benimle ilgili tanıtım yazısı
Işimle ilgili yaptıklarımdan, uğraşımlardan bahsetmek istiyorum. Neden mi ?. Türkiye'de bilgisayar sektöründe olup yardım isteyince bulamayanlardanım. Herhangi bir konuda takıldığınızda kime soracağınızı bilemez durumda kalırsınız.
Şirketler mi, boşverin onlari. Iki gün
önce konuştuğunuz yetkili ya iş değiştirmiştir, ya askere gitmistir, ya da
bilmiyordur...
Destek hatlarimi, geçiniz canım geçiniz. Parasızlarına ulaşmanız mümkün
değil, diğerlerine verecek paramız olsa biz neler yaparız değil mi...?
Kaldı geriye yardımlaşma çerçevesinde arkadaşlarla olan temaslar, bağlantılar.
Onun için nelerle uğraştığım bilinsin istedim. Hiç çekinmeyin. Bana e-mail ile
istediğiniz konuda yazarak dertlerimizi paylaşalım.
Yıldız Üniversitesi Matematik Mühendisliği bölümünden 1986 yılında mezun oldum. O tarihten beri bilgi işlem piyasasındayım. 1990 yılında Bilgi İşlem Md. olarak terfi ettim. Halen de bu sektörde aynı pozisyonlarda debelenip duruyorum... Bir bilgisayarcı değilim, kendimi daha çok bilgisayarı araç olarak kullanan bir yönetici gibi görüyorum. Bu oluşum tabii kendiliğinden olmadı..!
Mesleğe ilk başladığımda Inşaat Müh. konusunda AutoCAD (AutoLISP) ile entegre çalışan hesaplamalar yapan programları 80286 bilgisayarların hızında, 640 KB bellek alanlarına sığdırmaya çalışarak yazdık. Sonra askerde yaylalar türküsünü söyledik 8 aylik süre icinde... Her Türk erkeğinin yaptiği gibi herşey bitince evlendik... Mersin'de o yörenin adıyla özdeş bir holdingin firmasına bilgi işlem md. olarak atandım. Üretim yönetimi konusunda paket program yazdım. O zamanlarda 80386 bilgisayarlar ve 2 MB bellek modaydı. Hasretlik zor geldi, eee birde hanım hamile, yad ellerde bir başımıza kalmayalım diye cebren ve hileyle Istanbul'a döndük.
1992 yılında ülkemizin siyasi hayatında 40 yıldır olan ve daha da olacak olan bir zati muhterimin yeğeninin firmasında göreve başladık...(Reklam olmasın diye böyle yazıyorum...) İlk önce Novell 3.12, Network kurulumları, kablolama derken, barkod projesini yaptık. Artık yenilikler fırtına gibi esiyordu. Bilgisayarlarda 80486, 4 veya 8 MB bellekler kullanılır olmuş, server tipi bilgisayarların olduğunu fark etmiştik. Telsizli haberleşme teknolojisini ilk defa açık sahada biz yaptık (Fonda alkış sesleri lütfen...) AS/400 sistemine geçtik bir yılbaşı günü topyekün. Çalışanlara sürpriz bir hediye verdik. Duvarlara resimler yapan mağara devri adamları gibi RPG ile programlar yazdık. Zamani gelmişti, Microsoft denilen o alımlı, boyalı kızla uzun zamandır olan tanışıklığımız beraberliğe dönüştürecek, adımı atmaya. İşte elime ilk CD'yi bu dönemlerde aldığımı dün gibi hatırlarım. (Tıklayıp Bakınız resime)
Haydee NT geldi, dertler bitmedi... Hani bunun AS/400 bağlantısı, gelsin SNA, Token Ring, MAU. (Siyasi değil, IBM'ce) Oğlum dedi birisi bana Novell'i unutma. Al sana birde SAA. Birbirleriyle küs mü olacaklar. Katiyetle hayır. Gateway köprüsünü kuralım o zaman. Ne yazık ki yeğenin işleri sarpa sarınca biz de yolcu olduk ufak ufak.
Siyasi veya ekonomik olarak öksürük tuttuğunda zatüree olan turizm sektöründe çalışan bir firmada bulduk kendimizi. Yıl 1996. Bir yanımızda Internet, Intranet, TCP/IP, aaaa bak oradan DNS, SQL göz kırpıyor. Artık LAN' lardan WAN' lara geçmiş, router' larla haşır neşir oluyorduk. Hadiii ya bir omuz verinde çöken telefon hatlarını düzeltelim. Anladık ki iletişim, yani Türk Telekom, İstanbul dışında pek tanınmıyor. Ağbi be su sayfalar nasıl hazırlanıyor... FrontPage nedir ula ?. Yenir mi, içilir mi ??? Bu kadar programda ancak Pentium 200 Mhz hızında, min. 32 bellekte çalışması ön koşul olarak önümüze geldi. Hoş geldi. Dedim ya meşhur APO krizinin yataklara düşürdüğü turizm sektörüne ancak 4 yıl dayanabildim...
E-Ticaret, E-İş, konuşulan bir toplumda asıl olarak parayı götürecek olan bir lojistik firmasına geçtim. Böylece milenyum devrini en hızlı bir biçimde yaşıyor oldum. Artık her tarafımız " E- " lerle sarılmış bir dünyanın içindeyiz. Sanal bir ortamda yaşayan varlıklar haline dönüşmeye başladı insanoğlu. Böyle giderse evrim geçireceğiz. Teknoloji aldı başını gidiyor, yakalayan varsa beri gelsin. Internet, intranet, extranet, cafe de net, gayet açık ve net...
Şirketlerin bilgi
sorumluluğunu taşıyan bir bilişimci olarak bu sefer gerçekten
insanlarinda yüklerini taşıyan kargo firmasına geçtim.
ADSL, GHSDL terimleri 2000'li yillarin basinda cok yeniydi ve
daha Turk Telekom ozellesmemisti. Cep telefonlari bile bu kadar
yaygin degildi. Ancak teknoloji o kadar hizli gelisiyor du ki
karsi koymak imkansiz. Iste o yillarda Kurumsal Kaynak Planlama
yani kisaca ERP denilen buyuk biraderle tanistik ama ne tanisma
! Herseyi bilen ve herkesi herseyi izleyen big brother !!! Ama
biz Turklere biraz gicik mi ne ?Nedense birturlu kanka olamadik
:)
Onca yıl sonra şikayet
etmeyelim, eleştirmeyelim birşeyler yapalım diyerek yeni bilgiişlemcilerin
yetişmesinde ben de varım dedim. İstanbul'un bulunduğu bölge ile aynı
isimli üniversitede öğretim görevlisi olarak ders vermeye başladım. Bilgisayar
programcılığı bölümünde "bilgisayarcı olmayın bilgi işlemci olun",
"bakmayın ! görün !!" diyen deli var ya o işte benim... Yaşandıkça yenilen
kazıkların sonucunda elde edilen tecrübelerimiz arttıkça bunları
merak edenlerinde arttığını gördüm. 4 deste 10'luğa sahip oldukya bunları
paylaşmak için Türkiye'mizin önde gelen internet ve bilişim sitelerinde yazılar
yazmaya (merak edenler için site içinde ipuçları var) başladım. Bakalım daha
neler yapcaz ? :) 1986'dan bu günümüze kadar yaptıklarıma şöyle bir bakınca Türkiye'nin
bilgi işlem dünyasında kısa bir tarihçesi gözler önüne serilmiş oldu. Haydeeee
batırılmaya çalışan ama batmayan ve batmayacak geminin malları bunlar... Tüm bu hay huylar içinde
CAN
isimli bir oğlum var
(tıklayınız...) Acıların takımı, puro yiyenlerin takımı, ASLAN
FENERBAHÇE'M BENİM.... İşte benim hayatımın özeti böyle. Detaylarımı merak ettiniz, o zaman
tıklayın özgeçmişime... Haaa hiç beklemiyorum ama olurda e-mail atmak
isterseniz tıklayın bakalım
aozkan@bilgisite.com
1992 doğumlu.
TBD'nin 3718. , BIMYK'nın ilk üyelerinden biriyim. Tüm bilişimcilerin ortak bir
çatısı oldu ammma hala internet ile kaplayamadık üstünü.Güncelleme tarihçesi
Sizlere WEB sayfamızdan seslenmekten büyük mutluluk duymaktayım. Bu sayfalarda gezinirken aklınıza gelebileceğini düşündüğüm için kendimden bahsetmek istiyorum.
Biraz ciddi, biraz eğlenceli. Hayatın gerçeği gibi...